11 Mart Pazar sabahı yapılan bir uçak yolculuğu ile erkenden Konya'da idik. Her ne kadar babamızdan ayrılıyor olmamız üzüntü verse de buradaki insanları sevindirecek olmanın heyecanı ile yolda idik. Elif Betül'ün uçak yolculuğunu nasıl karşılayacağını merak ediyordum doğrusu. Sabah uykusunu tam almadan uyanmak zorunda kalmasından olsa gerek havaalanında uykuluydu, uçağa bindikten sonra da derin bir uykuya daldı. Kalkış, uçuş ve iniş sırasında da hiç gözlerini açmadı. Uyumayı çok sevdiği anne kucağında keyfi yerindeydi sanırım. Kendisini ilk defa gören dede ve dayısının karşılaması ile şen şakrak bir eve gidiş yaşadık. Gerçi Elif Betül arabada da hep uyudu ama:). Sonrasında etrafında ona gülücükler atan sevgi gösteren pek çok insanı görmeye alıştı.
Bu 10 gün içerisinde pek çok şeye alıştı aslında. Sürekli bir kalabalığın onunla ilgilenmesine, insanların onunla konuşmasına, yalnız kalmamaya, etrafında ilgi çekecek birşeyler olmasına, kucağa(!), sobaya... İstanbul'a döndüğümüzde en çok kalabalıktan tekrar yalnızlığa dönmemiz onu zorlayacak galiba.
Burada kızımda farkettiğim gelişmeler ise şöyle.. Bir kere çevreye ilgisi oldukça arttı. Odalar arasında gezdiğinde her köşesini baştan sona inceliyor. Perdeler, kanepeler, halılar, duvardaki saat, takvim, kitaplık, kitaplıktaki kitaplar, soba, çiçekler, televizyon, bilgisayar. Hepsi oldukça ilgisini çekiyor ve sadece bunlarla ilgilenerek zaman geçirebiliyor. Ayrıca çıkardığı sesler çoğaldı, oldukça yüksek tonlarda ses çıkarabiliyor (bağırabiliyor, çığlık atabiliyor). Beni tanıyor:). Hatta bence babasını da tanıyor çünkü görüntülü konuşma yaptığımızda dikkatle bakıyor. Yanında insan bulunması hoşuna gidiyor, insanları takip edebiliyor. Yanına gelenlerin kapıdan girip çıktığını farketti, yalnızken zaman zaman kapıyı gözlüyor. Sesleri takip edebiliyor. Altını açtıktan sonra bezini bağlatmamak için diretiyor, hareketleriyle engel olmaya çalışıyor. Uykuya dalacakken elimi tutarak uyumak hoşuna gidiyor. Ellerini henüz çok iyi kullanamasa da yavaş yavaş birşeyleri kavrayabiliyor. Ve hâlâ kanepelerle ve halı üzerindeki şekillerle konuşabiliyor. Üzerinde desen olan herşeyi incelemeyi çok seviyor, bakalım bu ileride ilgi duyduğu şeylere bir ipucu olacak mı? Ah tabi bir de eve düşen güneş ışığında oynaşmaktan hoşlanması var:).
İşte böyle. Bu 10 gün de bile daha pekçoğunu hatırlamadığım bir sürü gelişme var. Allah'ın lütfu olsa gerek bu güzellikler. Baharın geldiği bu güzel günlerde açan en güzel çiçeğimiz oldu Elif Betül.
İşte keyifli olduğu zamanlardan biri...
Huzur içinde uyurken... Allah bahtını açık etsin,
iki cihanda huzur ve sevinç nasip etsin yavrucum...
Kırmızı kuşak kareteci minik beyaz kuş:)