Konya'dan eve dönmek Elif Betül'e biraz zor geldi. İlk zamanlar kalabalık ortamı epeyce aradı. Döndüğümüz ilk gün babaanne, dede, hala ve Fatma Ablası babasının doğum gününe geldiği için gene fazla yalnızlık çekmedi. Ama ilerleyen günlerde başbaşa kalınca yanından hiç ayrılmamamı istedi, bazen çok canı sıkıldı huysuzluk etti derken yavaş yavaş bu duruma alıştı.
Tabi bu arada bir de aşı ve doktor kontrolü vardı. Doktor amcası gelişimini çok beğendi, ama ek gıdalardan tattırmamızı da önerdi. 22 Mayıs'ta ben işe başlayacağım için bu zaten gerekiyor. Şimdilik verebileceğimiz gıdalar yoğurt, elma suyu, elma püresi, sebze çorbası... Biz de azar azar sadece damağı alışsın diye tattırıyoruz. Amaaa Elif Hanım son günlerde tatmak değil doymak istiyor. Akşam yemeklerinde biz yiyip de ona birşeyler vermediğimiz zaman ciddi ciddi kızıyor ve yemek istiyor:). Neredeyse nöbetleşe yemek yiyoruz babasıyla, biraz o kızını avutuyor ben karnımı doyuruyorum, biraz ben avutuyorum Elif'i o karnını doyuruyor.
Ayrıca dün (24 Nisan) yan dönme çabalarını bir adım ileri götürdü ve yüzüstü döndü ilk defa. Artık teyzelerinin sırtüstü düşmüş böcek gibi çırpınıyor dedikleri Elif yüzüstü dönmüş ama kolları gövdesi altında kalmış böcek gibi çırpınıyor:). Herhalde yakında kollarını çıkarabilmeyi başardığını göreceğiz.
Konya'ya gitmeden önce aldığımız ama pek yüz vermediği oyuncakları ile artık oynuyor. Aslında oynadığında zevk alıyor mu bilmiyorum çünkü oyuncaklara biraz hırçın davranıyor. Ama bu biraz da tutmayı henüz tam olarak beceremediğinden olsa gerek, zamanla araları düzelecek bence:).
Bu arada çıkardığı sesler oldukça çeşitlendi. Özellikle uykusu varken ciddi ciddi birşeyler anlatıyor kendi dilinde ama biz anlamıyoruz. Ben 'ağğğğnnniee' gibi birşeyler dediğini iddia ediyordum, en son geçen gün babamız da ya bu çocuk gerçekten anne diyor dedi:). Gerçi şu durumda 'anne'yi henüz bana demiyor, ortaya söylüyor ama ben üstüme alınıyorum. Tabii babası da 'ba-ba' hecesini sıkça tekrar eder oldu:).