Her ne kadar gelişmelerin arasını fazla açmayacağımı söylesem de zamanın nasıl geçtiğini anlamadan haftalar aylar bitiyor. Ben fırsat bulmuşken gene kızımdan bahsetmeye devam edeyim.
Kızım artık iki heceli kelimeler söylüyor, şarkı söylüyor. Anlayacağınız oldukça sesli bir bebeğimiz var, bazılarını biz anlamasak da kendince geliştirdiği kelimelerle bizimle konuşuyor. Bazen bazı kelimelere takıyor ve tüm gün onu söylediği oluyor; bazense daha önceden söylediği kelimeleri unutuyor ve bir daha kolay kolay telaffuz etmiyor. Bizim şimdiye kadar anlayabildiğimiz söylediği kelimeler şöyle: dedde, baba, adda, anne, annanne, ay, dadda. Önceleri tek tük böyle kelimeler söylerken dedesi ile kamera ile görüşme yaparken dedde demeye başladı. Bütün gece hiç durmaksızın dedde dedi hatta uykuya dalarken fısıltı şeklinde dedde diyordu. Sonra bir süre anne demeye taktı kızım (ben çok mutlu oluyordum tabii bunu söylediğinde). Farkettiğim birşey var, şöyleki kızım sevindiğinde, mutlu olduğunda ya da birşey istediğinde bu kelimeleri daha çok söylüyor, daha heyecanlı oluyor. Sanırım bu kelimelerle bizle iletişim kurmaya çalışıyor.
Kızım ben işteyken teyzeleri ile birlikte kalıyor. Onlar şarkı söylerken o da çığlıklarıyla eşlik ediyor, zaman zaman da kendisi oyun oynarken şarkı söyleyebiliyor. Hatta bu aralar kızım bizin şarkı söylediğimizi duyunca ayakları üztünde zıplayarak oynamaya başlıyor.
Sürpriz haber Elificiğin bir tane dişi çıktı. Diş çıkarma sıkıntıları çektiğini görebiliyorduk. Gece huzursuz uyumalar, sık uyanışlar, iştahsızlık, kaşıntı ve arasıra ateşlenme ile. Kızımın çok sevdiği birşey var; dişleri kaşınırken bir soda şişesini ağzına alıp dişetlerini kaşımayı çok seviyor. Ve birgün soda şişesini verdiğimde çıt diye bir ses duydum ve evet kızımın ilk dişinin ilk ben gördüm:). 1 Ağustosta kızımın ön dişlerin sol alttaki çıkmış oldu, hemen not ettim.
Bu arada 6 ayını doldurduğu için zaman zaman oturtup yanlarına destek koymaya başladım. Ama 3 Ağustos günü gördüğüm şey beni çok mutlu etti. Kızım emeklerken durdu, hafif doğruldu ve kendini arkaya atıp oturdu kendinden emin mutlu bir şekilde. Açıkçası ben oturmaya böyle başlayacağını tahmin etmemiştim, bizim yanlarına koyduğumuz destekleri zamanla kaldıracağız ve alışacak diye düşünmüştüm. Son zamanlarda ise kızım sadece oturmakla yetinmiyor, kanepelere sandalyelere uzanıp onlara tutunarak ayağa kalkmaya çalışıyor.Şimdiye kadar bizim desteğimizle kalkabiliyordu ama en son dün (8 Ağustos) kendisi kalktı ayağa. Bir yere tutunmuş olarak ayakta durmayı çok seviyor; ben artık 'day day day' çalışmalarına başlamayı düşünüyorum.
İşyerinde arkadaşlarla konuşurken bebeklerin/çozukların TV syretmesinin zararlı olduğunu, beyin gelişimini olumsuz etkilediğini öğrenince şaşırdım açıkçası. Gereksiz programları izlemesini zaten düşünmesem de en azından çizgi film gibi programları izlemesinin iyi olacağını sanıyordum. Ama ilk 3 yaşında çocuklara hiç TV izletmemek en iyisiymiş (http://www.televizyonseyretmiyorum.com/). Ben de bunun için elimden gediğince TV seyrettirmiyorum artık. Bir şekilde TV açıksa reklamlar dikkatini çekiyor ama fazla uzatmadan kapatıyorum. TV seyretmemesi gerekmesinin sebebine gelince bebeğin bilinci henüz birşeyleri ayırt edemediği için zararlı şeyleri direk kaydediyormuş, bunu engellemek için seyrettirmemek gerekiyormuş.
Kızım hareketlenmeye başladıktan sonra onun oyun alanı halı üzerine açtığımız bir çarşaf oldu. Oyuncaklarını da örtünün üzerine bırakınca eğer canı oyun oynamak istiyorsa gönlünce oynuyor. Şimdilerde artık oyun davranışları çok çeşitlendi. Sadece yere yatıp oyuncaklarını eline alarak oynamıyor artık. Onlarla yuvarlanıyor çekiştiriyor sallıyor. Tabii büyüdükçe ona uygun oyuncaklar almaya çalışıyorum. Mesela artık içinde tırtıl kelebek kurbağa gibi hayvanların resimleri olan bir kitabı var, üstüste koyduğumuzda yıkmayı çok sevdiği küpleri var. Dışarı çıkıp zaman geçirdiğimizde, eve geldiğince oyuncaklarını çok özlemiş oluyor; onlarla oynamaya bayılıyor. Niyetim bir başka yazıda detaylı olarak oyuncaklarını ve oyunlarını anlatmak.
Artık Elifcikin yiyecekleri de oldukça çeşitlendi. Her türlü meyveyi yiebiliyor, muhallebi yiyor. Ayrıca bizim her sofraya oturuşumuzda o da bize eşlik ediyor. Kahvaltı yapıyor, yemek sularından salata sularından yiyebiliyor. Patates, makarna, çorba ve sebzelerden yiyebiliyor. Bunların dışında bazen eline salatalık, elma, armut gibi sert ve koparamayacağı yiyecekleri veriyoruz ki kendisi de yemeye alışsın. Bazen küçük parçaları da eline bırakıyorum, yüzde yüz başarılı olamasa da büyük kısmını ağzına götürüp yiyebiliyor.
Şimdiye kadar ben evden çıkarken arkamdan bakıp kalsa da hoşlanmasa da fazla tepki göstermiyordu. Fakat artık gitmemi istemediğini açıkça belli ediyor; ağlayarak, kucağıma gelmek istiyerek ve benden gitmek istemeyerek. Böyle iken ayrılmak daha da zor oluyor. Bazen kapıdan çıktıktan sonra kucağıma alığ merdivenlikte dolaşıyoruz, o zaman teyzelerine attığı havayı, sevinci görmelisiniz.