Salı, Kasım 20, 2007

Oyun Oynamayı Çok Seviyoruz

Bahsettiğim hızlı gelişmelerden birisi kızımın bizimle paslaşarak oyun oynaması. Şimdi bu oyunlarımızdan kısaca bahsetmek istiyorum. Canım kızım seni de italikliyorum: Bu yazıları yazmamın bir amacı da ileride senin kendinle ilgili hatıraları okuyup gülümsemeni sağlamak, bak bakalım neler yapıyormuşsun pıtırcık...
  • Önceki yazımda bahsettiğim üzere kucak kucak yapınca kızım önceleri emekleyerek şimdileri ise yürüyerek kollarıma atlıyor fıstıkcım..
  • Kendi heceleri, kelimeleri ile bize hızlı hızlı birşeyler anlattığı oluyor. Öyle zamanlarda onun söylediği şeyleri ben tekrar etmeye çalışınca bana kahkahalarla gülüyor. Bu kahkahalar dediğim abartı değil, gülüyor kikir kikir kafasını geriye atıp ellerini dizlerine vurarak. Sanırım kızımın mizah duygusu gelişiyor:). Söylemeye çalıştığım kelimelere gelince "dikdikdik", "lıgıllıgıllıgıl", "mamma", "babba", "edda", "abba", "immla".
  • Bazen benim hareketlerimi izlerken de zaman zaman komiğine gidiyor, şöyle ki ben bale (!) yaparken, mekik çekerken kızımı gülmeden edemiyor..
  • Pek çoğumuz biliriz, küçük çocuklarla oynanan cüppen cüppen oyunu vardır, ufaklığın ellerinden tutup birbirine vurup cüppen cüppen der ellerini yüzümüze sürerken de kedi yüzümü yalamııış diye ekleriz. Bu çocukların nedense çok hoşuna gider. Bizim ufaklık hala bu oyunu çok seviyor, ama sevdiği diğer birşey ise benim ellerimi tutup cüppen cüppen yaptırmak sonra da kikirdemek.. Bu arada bir de "portakalı soydum başucuma koydum ben bir yalan uydurdum duma duma dum..." diye başlayan tekerleme ile parmaklarımızı saymak da çok hoşuna gidiyor.
  • Bir de kızımla top oynayıp yerlerde yuvarlanmamız var. Aslında ben oynadığımız oyunun mantığını çok kavrayamadım. Topu kızıma atıyorum, o da bana atınca kaleci misali topu yakalıyorum o da benim üstüme gelip topu alırken kikirdiyor. Ama ben topu ona atınca ciddi bir şekilde topu tekrar bana atıyor, ille bendeki topu yakalaması lazım sanırım:).
  • Daha yeni taptaze öğrendiğimiz bir şey ise merhaba yapmak. Merhaba diye elimizi uzatınca o da elini bize uzatıp elimizi tutuyor, biz de tanışma merasimi yapıyoruz.
  • Gene birlikte oynamaktan hoşlandığımız birşey "tık" yapmak. Nedir "tık" yapmak derseniz kafamızı birbirine yaklaştırıp "tık" diye vurmak... Hadi "tık" yapalım deyince yumurta kafalar olup tokuşuyoruz. Tabii o henüz hızlı vurmanın zararını bilmediğimden bizim dikkatli olmamız gerekiyor.
  • Şu sıralar kızımızın fotoğrafını çekmek için epeyce uğraşmamız gerekiyor. Çünkü fotoğraf makinasını gördüğü an almak için hamle yapıyor ve poz vermiyor. Herhalde bir çözüm yolu buluruz buna:).

Son bir not kızımızın yürümeye başlama tarihlerini not edelim. 8-9 Kasım'dan bu yana ellerini bırakıp yürümeye başladı ve son 4-5 gündür uzun mesafe (2-3 mt. :)) yürüyüşler yapabiliyor yalpalayarak.. Bakalım ne zaman artık kızımın elinden tuttum dışarı çıktık birlikte diyeceğim...