Cuma, Nisan 24, 2009

Kızıma Dair... Bebeklikten Çocukluğa-2... 24 Nisan 2009

Elifciğimin bebeklikten çocukluğa geçişine tanık olduğumuz zamanları anlatmaya devam edeyim..

Bu dönemde yaşadığımız 2 önemli deneyim var bizim için..
İlki burnumuza boncuk kaçması, ikincisi ise kreşe başlamamız.

Başlayalım bakalım... Elifcik bilezikleri kolyeleri çok sever. Ben de çok sakınmazdım boncuk boncuk olsalar da.. Boncuklarla oynadığımız çoktur, ama nedense hiç aklıma gelmezdi burnuna sokacağı. Bir gün bi bileziğimiz koptu, boncuklar dağıldı, bulduklarımızla biraz oynadık sonra çöpe attık ama oyuncakların arasında birkaç tane kalmış. Hep birlikte otururken burnu ile oynamaya başladığını farkettim, hemen aklıma geldi, gerçekten de bir tane boncuğu ittirmişti burnundan içeri, biraz uğraştık ama çıkaramadık.. Nefes alışverişinde filan da bir anormallik olmadığından ben boncuğun kakasından (!) çıkacağını düşündüm, halbuki boğazına değil nefes borusuna doğru idi boncuk, ama nedense bir şekilde yutacağını düşündüm. Ertesi gün doktorunu aradığımda işin rengi değişti, çıkarabiliyorsanız çıkarın hapşurtun vs ama çıkaramıyorsanız bir kulak burun boğaz uzmanına götürmeniz lazım acilen dedi. Nasıl acil niye acil derken biraz araştırma yapınca internette cidden acil bir durum olduğunu gördüm. Nöbetçi kulak burun boğazcıyı aradığımda biraz sakinleştirdi beni, 1 gün çıkarmayı deneyin çıkmazsa Pazartesi getirin dediler. Uğraştık.. karabiber koklattık, hapşurmaktan bir hal oldu ama gelen giden yok. Pazartesi doktorda idik; meğer asıl işimiz yeni başlıyormuş. Önce canlı iken almayı denedi doktor boncuğu, kızım hemşirelerin benim ellerimin altında, ama ne mümkün.. Nasıl anlatırsın ki el kadar çocuğa sakin olmayı. Sesi koridorları yırttı geçti, 1-2 deneme ama yok, Elifcik durmuyor ki çeksin alsın doktor, bayıltacağız dedi. Hala sanıyorum ki hemen oracıkta yapılacak birşey. Önce biraz aç kalması gerekirmiş, bekledik, sonra bize bir oda tahsis ettiler, sonra ameliyathaneyi ayarladılar, Elif iyice tedirgin ve fena halde sıkılmış modda, hadi gidelim artık şeklinde.. Yeşil ameliyat elbisesini de giydirmeye kalkışınca ortalığı yıktı, hem çok endişelenirken hem ayakta kalmak çok zordu.. Elbiseyi giydirdik, sedyeye yatmak ne mümkün, kucağımda Elif indik ameliyathaneye, gene feci bir ayrılık sahnesi, oyunmuş gibi verdim narkozcu doktor abisine.. 15 dk. dediler, kapıdayım bir o yana bir bu yana.. Bu kadar basit birşey için bile o kapıda beklemek ne zormuş Allah'ım. Dakikalar geçmek bilmiyor, geçiyor içeriden kimse çıkmıyor, doktorumuz çıktı tamamdır geçmiş olsun ama ayılacak ondan sonra gelecek dedi, en azından bu haberin rahatlığı ile biraz daha bekledim. Yeni ayılmış, gene ağlar halde aldım kızımı çıktık odamıza.. O hali ile sarıldı bana, uyudu kucağımda hıçkırarak, ben Allah'a şükrederek bekledim. Birkaç saat de narkozdan dolayı bekledikten sonra evimize geldik. Neyseki bununla ilgili başka bir rahatsızlığımız olmadı ve bu şekilde atlattık. Aman dikkat, ne kadar yapmaz gibi gelse de onlar çocuk, ellerinin altında böyle şeyler bırakmamak gerekmiş, yaşayarak öğrendim...

Ve kreş... Aslında 3 yaşında başlamasını düşündüğümüz kreşe Elifim birazcık erken başladı, babaannemizin sağlık problemlerinden dolayı. Başlı başına bir değişiklikti bizim için, önce anlatmaya başladık böyle olacak okula gideceksin şeklinde, zaten oldum olası hevesli idi okula.. Ama o heves ilk birkaç haftanın zor geçmesine bir kolaylık sağlamadı. İlk gün ilk birkaç saat yanında idik; biz yanında iken keyfi yerinde idi, ne zamanki bizim gideceğimizi anladı, o zaman işin rengi değişti. Ama bırakmazsak alışamayacağı için mecburen bıraktık da çıktık... Çok zor anlardan biri idi. Biz oralarda iken çok ağlamıştı ama sonrasında nispeten iyi imiş, ama sonrasında ilk hafta her bıraktığımızda ağladı, daha evden çıkmadan anne gitmeyelim demeye başladı. Akşamları geldiğinde ise orada gördüğü farklı hırçınlıkları bize de yapıyordu. İkinci hafta huzursuzluğu uykularına taşındı; geceleri o kadar sinirle ağlıyordu ki susturamıyorduk çaresiz kalıyorduk, çoğunda uyanmıyordu bile... 3. haftada alışmaya başladı artık.. Bırakırken artık bana el sallıyordu.. Şimdilerde artık daha bi alışkın, akşamları eskisi kadar bana düşmüyor, sürekli peşimde dolanmıyor, kendi kendine oyunlar kuruyor, hiç durmadan şarkı söylüyor:) Henüz 1.5 ay oldu başlayalı, bakalım daha neler göreceğiz...