Pazar, Nisan 05, 2009

Kızıma Dair... Bebeklikten Çocukluğa.. 5 Nisan 2009

Her yazıda aman ne çok olmuş yazmayalı diye başlamak adet olmuş gibi ama gerçek de pek farklı değil :)

Eskiden söylediği şeyler ya da yaptığı şeyler ilk defa olunca ya da ilk olması az olunca akılda tutulası şeyler azdı ve not alıyordum. Şimdi o kadar çok şey var ki farkedilmesi gereken şeyler. Not tutmaya yetişmek mümkün değil...

Ama ben elimden geldiğince unutmamak için, gelecekte bir gün kısmet olur dönüp bakabilirsek gülümsemek için yazayım... Ağustos sonundan bu yana... Öncelikle bir Ramazan geçirdik sonunda tatili Konya'da yaptığımız ailecek. Cidden güzel oldu bizim için, özellikle Elif için. Hava soğuk değildi, her gün bahçeye çıkabiliyorduk Elif'le de.. Teyzeler, dayı, anane, dede hepsi ayrı bir keyif idi onun için.

Sonrasında tekrar rutin ev yaşantımıza döndük ama bir farkla.. Elif artık enikonu konuşuyordu... Kızımın konuşmayı akıcı hale getirdiği zaman diyebiliriz 2008 sonbaharına, zaten konuşmak da çoz zorluk çekmiyordu evet, yaşıtlarına göre ileri bir seviyede idi ama kurduğu cümleler vs enikonu düzeldi, bazı günler söylediği sözler beni günlerce sevindirdi, düşündürdü :). İş sonrası eve dönüşümlerimde sarmalanmalarımız başbaşa oyunlarımız, ona dokunuşlarım, onu sevmemi istemesi en çok aklımda kalanlar.. Tabii zaman zaman kriz de olabiliyor, uyku düzenimiz hala çok iyi değil; geç uyumayı seven bir çocuk gözünden uyku aksa da.. Gerçi artık gündüz uykuları teke düştü filan ama gene de bazen gece yarısını geçmeden uyumuyordu... Hani dedim ya bazen söylediği sözler beni etkiledi diye şimdi biraz onlardan yazayım:
- Sadece gözlerine bakıyorum anne! (hala aklıma geldiğinde gözlerim doluyor, pek çok kereler söyledi bunu bana ve baktı gözlerime, güzel kızım, cennet kuşum...)

Gene bu sonbahar döneminin ağır topları masallarımız vardı. Uyku öncesi bazen saate varan masal dinleme keyfi.. Önceleri deniz yıldızı idi favori masalımız, sonra obur tavşan oldu, en son ve en favorisi ise "bana Erseli anlat anne" masalı.. Konyada yaptıklarımızı anlattığımız masallar. Erseli ve Konyayı çok özlediğinde başlıyorduk bu masala... Ne kadar anlatsam doymuyordu hala daha bazen anlatırız da üstelik... Yüzünde o mutluluk gülümsemesi, ne kadar özlediğini anlatırdı bana...

Yılsonuna doğru en ciddi olayımız ise sütten kesme idi... Bir sonraki bayramımız Kurbandı ve biz bu sefer babamız olmaksızın Konya'da idik. Güzel geçen bir tatilin sonunda benim Cuma günü çalışmam gerektiği için kızımı Konya'da bırakıp tek başıma döndüm... O yolculuk sersemletici idi.. Kızımı bırakmanın tarif edilemez ruh hali, pişman olmalar, yok iyi oldu alışmalıyımlar, huzursuzluklar... Bu arada benim onu bırakıp gelmem demek artık süt kaynağı yanında değil demekti.. Annemlerle günde kaç kereler konuşmalarımız, aklımın onda kalması, günlerin geçmemesi sonucu Pazar günü teyzesi ile İstanbul'a döndüler.. Onları kapıda karşıladım. Çok farklı, çok tuhaf birşeydi. Canım cicim kızım kapıda idi, ama bana gelmek gelmemek arası kararsız, çok özlemiş belli ama bir de sitem var sanki duraksatıyor onu, sonra sarıldık sarıldık koklaştık.. Nice zaman sonra aklı başına geldi anne mama dedi, bu en kritik andı, eğer başlarsa yaza kadar bi daha bırakamayacağım gibi bir durum olacağından, mama yok bundan sonra kızım dedim, arkadaşımın deyimi ile hayatın ilk sillesini yedi... sebebini anlayamadığı bir reddediş, ayrılık sonrası reddediş ama böyle olması gerekti.. o ağladı ben ağladım, o kaç kere istedi yoruldu uyudu ben ağladım... İnsanın çocuğunun olmasında en çok zorlandığı şeylerden biri imiş hayır demekler bunu gördüm... Sonrasında tabi 2-3 hafta istemekler, olmayınca ağlamaklar, bunun nazı devam etti, bazen de ara ara 1-2 gün ayrılıklar yaşadık. Hepsi dokundu, zor geldi... Sonrasında kızımı daha uzun bir süre kendimden uzak tutmamaya karar verdim; belki kendisi için çok zor olmasa da benim için çok zor oluyor bunu gördüm...

Şimdilerde ise yepyeni bir dönemdeyiz, yılbaşından sonra 3 hafta kadar anneannesi ile kaldıktan sonra Elif Betül, babaannemizin rahatsızlığı sebebi ile Elif'e bakamayacak olmasından Elif'i kreşe başlattık... Bu da bir sonraki yazımız olsun en kısa zamanda inşaAllah...

Ama şimdi bu döneme kadar duyduğumuz Elif'ten incilerden birkaç tane yazmak istiyorum... Allah'a emanet ol sevgili kızım....

- Seni üzmüyorum sadece şaka yapıyorum
- Ben kaç yaşındayım
- Anne yanımdan gitme
- Dişlerim dilimi acıtıyor
- İki uzun kulağım söyle
- Bak karnım şişti ben tombişim...
- Benim canım sıkıldı
- Bana günaydın de
- Ben akıllı bir Elif'im
- Anne sana kek yaptım
- Beni sıkıştırıyorlar
- Çok iiinç bi ördek
- Sümaneke Allahümme
- Çok acıdı onun için ağlıyorum
- Anne bana vaydım eder misin?
- Babam bana fare gibi tatlı almış: şekerpare
- Bence ben korktum
- Ben paten kayıyorum
- Ben yapıyoyum: hıçkırık
- Way canına simiiiit