Pazar, Nisan 10, 2011

2 sene sonra... 10 Nisan 2011..

Aralar çok açıldı derken 2 sene olmuş:) Sanırım Elif'in hızına ben yetişemedim... 2 yaş en zorlu dönemdi sanırım, o zamana kadar bir şekilde idare ediyormuşuz :) Gidelim 2009a ve oradan geri gelelim 2011'e kadar bakalım neler çıkacak.. 2009 bizim için bolca hastalık senesi oldu, hiç alışık değildik Elif'i o kadar doktora götürmeye ilaçlara.. Ama kreşe başlama, etrafında hep hasta çocukların olması, bağışıklığımızın buna alışık olmaması derken neredeyse rutin olarak doktora gider olduk.. En şiddetlisini Mayıs ortasında yaşadık.. Elif'te en çok korktuğum şey ateşli olması idi.. Mayıs ayında havalar yeterince sıcakken Elif ateşlendi ve doktora götürdük; ateşi geçmemesi halinde tekrar gitmemizi istediler, sanki içlerine doğdu, geçmiyordu ateşi hergün kreşten Elif bugün çok ateşli diyerek arıyorlardı eve gelip serinliyorduk. 3. gün artık ateşi tekrar ciddi bir seviyeye çıkınca aldım Elif'i hastaneye gittik.. 41 derece idi ateşi.. Hemen soydular, bi beziyle kaldı ve hastaneye yatırdılar Elif'i.. Kanında mikrop vardı ve ateşi düşmüyordu.. İlk 3 gün hastanede antibiyotik, serum, ateş düşürücülerle yaşadı Elif.. Kan alma kısımları en işkenceli yanıydı.. Ve artık Elif'in sıkılması.. Sürekli bir kablo ile seruma bağlı olmak, biraz serbest kaldıktan sonra tekrar bağlanmak zorunda kalmak.. Sakinleştirmek mümkün olmuyordu ağlama krizlerini, ancak sakinleştirici şurup verdiklerinde sızarak sakinleşiyordu. 5. gün artık ikimiz de sıkıntıdan patlamak üzere iken çıkardılar bizi hastaneden antibiyotik tedavimizle birlikte.. Sonrasında Elif'i kreşe alıştırma çalışmasına tekrar başlamamız gerekti, ağlamaları sızlanmaları tekrar başlamıştı.. 2009a damgasını vuran diğer 2 olay ise tuvalet alışkanlığı kazanmamız ve emziği bırakmamız idi.. Tuvalet alışkanlığı kazanmakta hemen hemen hiç sıkıntı yaşamadık. Kreşle birlikte başladık, geceleri de bez bağlamadık ve rahatça aştık bu dönemi. Elif'in hakkını yememek lazım cidden hiç zorlamadı bizi.. Tabii arada kaçırdığı oldu ama hiç sabrımızı taşıracak bir seviyeye çıkmadı.. Emziği bırakmak ise hiç kolay olmadı, şimdi geriye dönüp baktığımda o günün hengamesinde farketmemişiz ama neredeyse bir travma imiş yaşadığımız. O zamanlar bize emziği bırakması gerek artık dişlerine zarar verir vs şeklinde yorum yapan doktorlarımız da bu kadar sorun çıkarttığını duyunca erken olmuş keşke biraz daha büyüyünce bıraksaydınız dediler, tabii onca şeyi yaşayıp aştıktan sonra geri dönmek mümkün değildi :) Evdeki emzik ordusunu kaybettiği bir gün tamamen bıraktık emziği, ondan önce de kreşinde sabahtan alıp akşam çıkarken veriyorlardı emziği.. Uyurken de zaten kitap okuyarak vs uyuyorduk emzik eşliğinde. Tamamen bıraktığında ilk 1-2 gün ciddi bir tepki vermedi ama sonraki 1 ay eziyetti bizim için.. Hergün gece 2-3e kadar uyumamalar.. Ağlama krizleri, hiçbir sebep yokken ağlamaya başlayıp 1-2 saat kendini paralayarak ağlamalar.. Tepinmeler, yumruklar.. ilk zamanlar uyusun diye araba ile çıkarıp aşağıda parkın orada gezdirmek işe yaramıştı sonradan o da yaramaz oldu.. 10-11 gibi uykusu gelene kadar her zamanki tatlı Elif, ama uykusu gelince ya artık güçten düşüp bayılıncaya kadar tv izleyen Elif ki bu bazı geceler 3-4ü buluyordu, müdahale ederseniz de ağlama nöbetleri sonrası bitap düşüp uyuyan Elif.. Fiziksel olarak bizim dayanamadığımız yorgunluklara direniyordu.. Uyku rutinleri, 10da başlayan hadi yatıyoruz seremonileri, sakinleştirici çaylar vs.. bir süre hiçbiri işe yaramadı.. sonrasında yıllık izin vakitleri geldi ve rahat bir nefes aldık.. gene vardı nöbetlerimiz ama hafifledi, seyrelmeye başladı.. ondan sonra gitgide kitap okumanın esas olduğu uykuya dalma dönemlerimiz başladı.. neredeyse 1 saat kitap okuyarak uyutabiliyordum o zamanlar ama ağlamasından çok daha iyiydi... Hep şikayetimsi oldu yazdıklarım ama, şikayetten ziyade zorluklar olarak aklımda kalanlardı bunlar.. o zamana kadar Elif'le fazla zorlanmamıştım sanırım. Tabi bu arada kızım sevimlilik ve hazır cevaplık açısından gene de durmuyor ve ilerliyordu.. 2010 yılı gene bir hastalık macerası ile başladı.. İlk iğnemizi yemiş olduk geçmek bilmeyen öksürüğümüzden dolayı.. Sabah akşam 8 gün iğne hem Elif'i hem bizi epey zorladı.. Elif kreşe alıştı 3 yaşı ile birlikte, arkadaşları ile oyunları, okulda gittikleri tiyatrolar, müze gezileri derken artık çok sıkıntı yaşamıyorduk okul açısından.. bu yaş da bizim için farklı tecrübelere gebeydi.. Öncelikli olarak Elif için oyuncak almak bir tutku haline geldi.. Elindekilerle yetinemez hale geldi ama aşıyoruz artık yavaştan bu durumu.. Elifi'in artık parkta, babaannesinde, anneannesinde arkadaşları var oynayabildiği.. Tek başına bir yerlerde oynamak hoşuna gitmiyor. Eskiden park onun için saatlerce salıncakta sallanmak demekken artık arkadaşlarıyla oyun oynanacak yer demek.. Akşamları pekçok oyunu kendi oynuyor, hatta bazen anne oyunuma bakma uyarıları bile alıyorum:) birlikte sinemaya tiyatroya gittik, zaten gezmelerimizi saymaya gerek yok :) 2010 yazında havuzda birlikte su kaydıraklarından kaydık, bu tip konularda gayet cesur.. hala yumurcak tv çizgi filmleri favorileri ama winx, barbie, pony çizgi filmleri de gayet ilgisini çekiyor.. hala uykuyu çok sevdiğini söyleyemem ama 2009dan çok daha iyi durumda.. 2010un sonunda benim geçirdiğim ameliyat sırasında oldukça iyi dayandı, kendince evin sorumlusu yaptı kendini.. 1 hafta evde bensiz kaldı, ama döndüğümde dayandığı onca duygusal şeyi paylaştı.. kucağıma alamamam, dikişlerime dikkat etmem derken pekçok duygusal patlama yaşadık birlikte.. 2010 deyince bi akla gelen de kıyafet tercihi.. Etekten başka birşey giydiremedik pijama haricinde.. Eşofman kot pantolon hiçbirinin yanından bile geçmedi.. Varsa yoksa etek :) 2011 yılında daha pek başlardayız.. bu yıl ise diş dolguları ile başladı, 2 tane azımızı doldurttuk.. beklediğimden çok daha iyi dayandı, benden daha iyi :) diş doktorundan korkmuyor. oyuncak almak hala en büyük tutkularından, 2 senenin sonunda kreşimizi değiştirdik, korktuğum olmadı adaptasyonu kolay oldu. hatta bu kreşten çok mutlu çıkıyor, bana yaptıklarını anlatıyor benimle şakalaşıyor.. hala pek çok şeyi ağlayarak yaptırmaya çalışıyor, istediklerini yapmamız için bunun gerekli olmadığına henüz ikna edemedik.. kışın sonunda da olsa bi kerecik yağan karla kışımızı da yaşamış olduk, kardanadam yaptık, kartopu oynadık.. şimdilerde büyüme hedeflerimizde sorumluluklarını yaptırmak var oyuncaklarını toplamas ortalığı dağıtmaması gibi ama lafımızı dinlemeye pek hevesli değil:) büyüyünce anne olmak istiyor.. kızının adını da Zeynep koyacak olması cabası:) ayrıca çok süslüyüz, gayet zevkli.. şimdilik zevkleri pembe rengin etrafında dolaşıyor ama.. benim kolye ve küpe takmamadan topuklu ayakkabı giymememden şikayetçi :)