Pazartesi, Nisan 11, 2011

Ali Ural'dan... 11 Nisan 2011

Oyuncak ayısını düşüren çocuk Çocuk oyuncağını düşürdü elinden, kaldırımda yürüyordu. Gözlerimle gördüm annesinin elinden tutmuştu. Annesinin elinden tutup yürüyen çocuktan çok ne var, fakat bir elinde oyuncak ayısı vardı çocuğun. Oyuncak ayı da çok fakat çocuk düşürmüştü pelüş ayıyı. Düşmeyen mi var, fakat fark etmemişti düşürdüğünü oyuncağını çocuk. Oyuncağın yere düştüğü anı gördüm, kaldırımda yürüyordum. Pelüş ayı kaydı o minik elden. Sevinçle haber verdim anneye kaybolmasın arkadaş. Tahmin edin anne ne yaptı? Hayır, teşekkür etmedi, bunun çok da önemi yok, fakat oyuncak ayıyı almadı yerden. Bıraktı mı, hayır. Daha öncelikli bir işi vardı onun. Çocuğa tokat attı, sonra aldı ayıyı yerden. Çocuk ağlıyor. Anne sürüklüyor kaldırımda çocuğu. Ayıya gelince, homurdandığını duymuyor kimse. Fakat benim sesimi kaldırımdaki herkes duydu: "Ne vuruyorsun çocuğa!" Tahmin edin bakalım anne ne yaptı? "Çocuk benim! Üstüne vazife değil!" Hayır, böyle demedi, çünkü olay mahallinden -ayının düşürüldüğü yer- o kadar hızlı uzaklaşmıştı ki duymamıştı sesimi. Çocuk su istiyordu, çocuklar su ister sokağa çıktıklarında. Gözlerimle gördüm, ceketini çekiştiriyordu annesinin. Evden çıkmadan önce içmişti, yine susadı. Yağmur geri döndü buluta. Kuyulardan eli boş döndü kovalar. Sokaklardaki yangından annelerin haberi yoktu. - Anne susadım! -... -Anne su! -Patlama evde içersin! -Susadım! -Sana patlama dedim! Çocuk yürüyüşünü ağırlaştırıyor. Ayaklarını sürüyor da denebilir. Anne bu esnada kulağını büküyor çocuğun. Çocuk tepindikçe tırnaklar kulakta taze delikler açıyor. Kulağına küpe olsun. "Eve gidelim, görürsün suyu!" Çocuk adım atmıyor artık. "Sürümesene çocuğu!" Bu kez duymamasına imkân yok. Çın çın ötüyor sokak. Hem bu anne başka. Olay mahallinden - çocuğun su istediği yer- bir türlü uzaklaşamıyor. Ayağını sürüyor çocuk çünkü. Hatta yetinmiyor bununla, kapanıyor yere. Sesimi duyar duymaz arkasına dönüp öyle bir bakıyor ki kadın, patır patır düşüyor kim varsa orada yere. Teşhis: Anne zehirlenmesi. Çocuk simit istiyordu, çocuklar acıkır sokağa çıktıklarında. Tıka basa yemek yeseler de kapatmadan kapıyı. Dünyanın öyle bir açlığı vardır ki çocukları içine çeker. İlk adımlarını atar atmaz, çıtır çıtır simitler fışkırır fırınlardan. Çocuklar simidi köfteyle değişmez. Tablalarda susam fırtınaları. Açıl susam açıl! Gözlerimle gördüm iki koca simit gibi açmıştı gözlerini. Çocuk mu? Hayır annesi. -Acıktım! -... -Anne acıktım! -... -Simit... -Zıkkım ye! -Anne simit... Çocuğun sesini duyan simitçi, "gevrek" kelimesinin ikinci "e"sini hamur yapıp sündürüyor ve çocuğun gözleri önünde yeni bir simit yapıp fırına atıyor. Çocuk fırına kendi atılmış gibi bağırmaya başlıyor o anda. Gözleri tuzlu suda yalpalarken annesi sağ elini yumruk yapıp orta parmağını sivriltiyor, düşmanının kafasını delecek. O da ne bükülmüş sivri parmağı çocuğun kafasına tokmak gibi iniyor art arda. Gözlerimle gördüm, bir anne örste dövüyordu çocuğunun başını. "Deli misin sen!" diye gürledim, İstanbul duydu. Oralı olmadı kadın olay mahallinden -çocuğun simit istediği yer- uzaklaşırken. Bir başkasına bağırdığımı sandı ve çarçabuk kayboldu ortadan. Bir deli vardı şehrin meydanında başında huni. Çocuğuna zarar vermesin. Üç çocuk ve üç anne evlerine vardılar. Evleri evleri güzel evleri; merhamet tuğlalarıyla örülmüş. İlâhi bakış açısıyla yazmasam evlerde neler olduğunu bilemem. Kahraman bakış açısıyla yazmayı bırakmalıyım artık. Anneler o gün çocuklarının kahraman listesinde alt sıralara düştü. Çocuklar yeni kahramanlar aramaya başladılar çizgi filmlerden. Evet, üç çocuk üç ayrı evin kapısından girdi içeri. Üç anne eve varır varmaz unuttu sokakta olup biteni. Biri yağ reçel sürüp ekmeğe çocuğun önüne koydu. Diğeri bir bardak süt uzattı susuz çocuğa. Diğeri oyuncak ayıyı silkeledikten sonra camdan çocuğun önüne attı. İlk çocuğun açlığı geçmişti, reçelli dilimi kuşlara attı balkondan annesine sezdirmeden. İkinci çocuk sütü bir yoğurt kabına boşaltıp kediler için kapının önüne koydu. Ne tuhaf, susuzluğu geçmişti eve gelince. Üçüncü çocuk, çıkınca annesi odadan ayısını dövmeye başladı. "Bütün bunlar senin yüzünden!"