<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688</id><updated>2011-07-08T03:20:34.773+03:00</updated><title type='text'>Elif Betül Altaş</title><subtitle type='html'>Allah'ın Lütfu Cânım Kızım Elif Betül ile ilgili hatıraların bir yerlerde kayıtlı olması niyeti ile başlanmış bir blog...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>27</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-5542191417631055075</id><published>2011-04-26T21:22:00.004+03:00</published><updated>2011-04-26T21:33:32.546+03:00</updated><title type='text'>Aha da buraya yazıyorum... 24 Nisan 2011</title><content type='html'>4 yaşında bir çocuğun halidir buraya yazdığım.. daha doğrusu bir pazar gününün sonunda gülmekten gözlerimizden yaş getiren tavrı. başlıyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;winx oyunları oynadık birlikte bilgisayarda, yemek yedik. sonrasında ben mtutfağı toplarken baba kız kabaka çekirdeği faslına başlamışlar. o arada murphy yapacağını yaptı ve kabak çekirdeği poşeti açık ağzının üstüne halıyı boyladı. ben de ya azıcık dikkat etseydiniz diye hayıflanarak kabak çekirdeklerini toplamaya başladım derken kafamda bir acı. Elif hanım elindeki feneri kafamla hemhal ediyor. En sinirlendiğim şeylerden biri Elifin bana vurması, özür diledi ama kabul etmedim sitem ettim.. sonrasında ise gerçek tiyatro başladı :) koltuğun kuytu köşesine gitti, biraz durdu düşündü, bi kağıt parçası buldu ve "babamı korumak için yapmıştım" diyerek kalem aramaya koyuldu. Kalem bulamayınca "şimdi sana gününü göstereceğim" repliği ile Esranın odasına gitti. Ve dönüşleri muhteşem oldu:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esra gülmekten katılarak, Elif elli karış suratla ve elinde bir kağıtla geldiler, kağıt bana imiş. Bakın ne yazıyor :)))&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 303px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599960960907476866" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/-MmO_faVE_sQ/TbcO0vbx_4I/AAAAAAAAAJc/qwThU0S8CWc/s320/elifyaz%25C4%25B1.gif" /&gt;&lt;br /&gt;Devamı Esradan.. Esraya derdini anlatışı.. Hep beni üzmek istiyormuş. Tek amacı bana kızmakmış, benim duygularımı incitmekmiş.. Bunları duyup da kızgın kalmak mümkün mü:) Yakaladım sıkıştırdım bulaştım öptüm kokladım ama kağıtta yazdığı gibi barışmaya niyetli değil. Sana doğum gününde pembe pullu önü atlı buz alcaktım almayacağım, pembe pullu ayakkabı alacaktım almayacağım, beni gezmeye götürmek isteyeceksin gitmeyeceğim, bana oyuncak almak isteyeceksin almayacağım, dükkanlara girmek isteyeceksin girmeyeceğim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülsem mi ağlasam mı bilemedim :) en ufak bir olayı böyle büyütebilmek inşAllah çocukluğa has birşey olur kızım.. Yoksa daha ne çok can yakıcı şeyler göreceksin dünyada. Ama duygularını böyle rahatlıkla anlatki kim ne yaptığını, nasıl hissettirdiğini, niye üzdüğünü bilsin seni ama haklı ama haksız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Somurtuk fıstığım seni çok seviyorum her türlü...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-5542191417631055075?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/5542191417631055075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/5542191417631055075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2011/04/aha-da-buraya-yazyorum-24-nisan-2011.html' title='Aha da buraya yazıyorum... 24 Nisan 2011'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-MmO_faVE_sQ/TbcO0vbx_4I/AAAAAAAAAJc/qwThU0S8CWc/s72-c/elifyaz%25C4%25B1.gif' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-5059249442301360135</id><published>2011-04-23T17:48:00.004+03:00</published><updated>2011-04-23T18:02:57.671+03:00</updated><title type='text'>baloooncuu... 23 nisan 2011</title><content type='html'>&lt;div&gt;evet evet o bizdik 2 gün önce mecidiyeköyü balonlara boğan bizdik.. 20 dk babamızı beklerken yapabileceğimiz en iyi şeyi yaptık.. Elimizde sabunlu su şişesi ve plastik balon yapma aygıtımızla.. Kah Elif yaptı ben patlattım, kah o patlattı. Kah birlikte gökyüzüne havalanışlarını seyrettik gözümüz yettiğince.. Ama kalabalık insan selinin arasında bi bizdik duran.. Herkes bi hengame bir yerlere yetişmeye çalışırken kah çantalarına çarptı, kah bacaklarına ve patlodu baloncuklar, kızmamış gülümsemiştirler diye umut ediyoruz. Sonra babamız geldi Aysun abla ile Elif beni istemeden arkada koltuğunda oturdu, yuppiii.. İnince teşekkür ettim böyle yaptığı için ben artık öğrendim anne dedi, cin kızım benim.. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cuma günü o çok istediği, sinemasına gittiğimiz winx sihirli macerayı aldım ama iyi mi ettim emin değilim, dünden bu yana o kadar çok izledi ki.. ha bir de tavşan kulaklı taçlık aldım, Allahım bayıldı bayıldı.. İşte kulaklarımız buradaaa :)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-8SXnXoCcBiI/TbLp0brcG-I/AAAAAAAAAJU/yKuB15rb8TY/s1600/23042011758.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; FLOAT: left; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5598794373767371746" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-8SXnXoCcBiI/TbLp0brcG-I/AAAAAAAAAJU/yKuB15rb8TY/s320/23042011758.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-5059249442301360135?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/5059249442301360135'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/5059249442301360135'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2011/04/baloooncuu-23-nisan-2011.html' title='baloooncuu... 23 nisan 2011'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-8SXnXoCcBiI/TbLp0brcG-I/AAAAAAAAAJU/yKuB15rb8TY/s72-c/23042011758.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-7231384504376003307</id><published>2011-04-20T21:15:00.003+03:00</published><updated>2011-04-23T17:47:51.145+03:00</updated><title type='text'>uzaylıyız :) 20 nisan 2011</title><content type='html'>geçen haftaki oyuncak isteme seanslarından sonra bu hafta yeni bir güzergah belirledik şimdilik ve eve dönüşte o tantanadan kurtulduk:) şimdilerde kızım yıl sonu gösterilerine hazırlanıyor, topuk burun topuk burun eller şıklasın sonra koş.. şimdilik komutları bunlar merakla bekliyorum. haftasonu benim eğitimim var idi halasından onu alışveriş merkezine götürmesini istemiş, o da alışveriş merkezi olmadığını ama hiç gitmediği bir yere götüreceğini söylemiş. Elifcik yapıştırmış cevabı beni annem her yere götürüyor ben her yeri biliyorum.. Ama öyle olmamış :) gerçekten hiç gitmediği bir yere gitmişler: gelinlikçiye. Elif bayılmış tabi, onu öyle mest olurken izlemek lazımdı :) sonuçta teyzesinin kınası için kırmızı gelinlik sipariş etmiş:) merakla bekliyoruz...&lt;br /&gt;bugünse bana zor bir soru sordu... anne bulutlar nasıl havada duruyor, çok hafifler kızım o yüzden, anne peki dünyamız nasıl havada duruyor.. hadi bakalım.. yerçekiminden mi başlayım uzay boşluğundan mı çıkayım :) en son onu ikna eden cümle cisimler boşlukta duruyor ve güneş dünyayı çektiği için düşmüyor (anca bu kadar yane :)), bayıldı bu cevaba.. yarın arkadaşlarıma anlatacağım birşey oldu dedi :)) eve gelince de esraya anlatmaya düştü esra biliyor musun beni hayrete düşüren birşey öğrendim dünyamızı güneş çektiği için düşmüyormuş vs.. esra da hayrete düşmüştür eminim :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-7231384504376003307?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/7231384504376003307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/7231384504376003307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2011/04/uzaylyz-20-nisan-2011.html' title='uzaylıyız :) 20 nisan 2011'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-572052414699158123</id><published>2011-04-13T21:40:00.003+03:00</published><updated>2011-04-13T21:48:36.073+03:00</updated><title type='text'>bilgisayar kurdu - 13 nisan</title><content type='html'>Canım kızım bu aralar bilgisayar kurdu olma yolunda hızla ilerliyor.. Ben pek bilgisaylar haşır neşir olmasını istemedim erkenden Elif'in; şimdiye kadar minimal seviyede idi ilgisi.. Resim yaparken bile biz kullanıyorduk o tarif ediyordu. Şimdilerde ise bir parmağı touchpadde diğeri click düğmesinde pıtır pıtır resimler yapıyor, facebookumdan video izliyor, bebek giydirmece oynuyor :) onu bunları kendi yaparken izlemek o kadar keyifli ki; kaşlar çatılmış, pür dikkat ekranda gözler.. yakalayıp ısırmamak için zor tutuyor insan kendini. Bir de tabii aralarda laflarımız var. Teyzesine çikolata verirken, hadi iste çikolatayı dedi, Elif çikolatayı verir misin dedi teyzemiz, cevabı ise yeterince kibar istersen veririm Esra :) ben yerlerde tabi:) Şimdilerde biz öğretmesek de kendi harflere sardı, kafasına göre okumakta harfleri tanıyınca.. Bir de benimle olan matematik konusuna bakın.. Anne 1 ile 2 ne eder, toplama bileceğine ihtimal vermeyen benden cevap, yanyana iken mi kızım 12 mi eder, hayır anne 3 eder ve peşinden.. Babaaa annem 1le 2nin 3 ettiğini bilmiyor :) İşte böyle 4 yaşı bitirdik, 5in ortalarına gelirken son sürat devam ediyor gelişmeler.. Çoğunlukla keyif, bazense zorluk.. Bi bakacağız zaman geçmiş o nerde biz nerede.. Gerçi ona bakarsanız biz yaşlanınca da bize bakacakmış yanımızdan hiç ayrılmayacakmış, ben ölünce beni hiç unutmayacakmış adımı hep hatırlayacakmış, dinlerken bile gözleri doluyor insanın..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-572052414699158123?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/572052414699158123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/572052414699158123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2011/04/bilgisayar-kurdu-13-nisan.html' title='bilgisayar kurdu - 13 nisan'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-1543407755554670343</id><published>2011-04-12T20:51:00.002+03:00</published><updated>2011-04-12T20:56:23.709+03:00</updated><title type='text'>Ağlamayla İmtihana Devam... 12 Nisan 2011</title><content type='html'>Nasıl oldu da dün engel olmadıysam Elif'in görmesine.. Artık ya güzergahımızı değiştirmeliyiz ya da böyle seremonilere hazır olmalı.. Aynı noktada karşıya geçiş, sonra oyuncak alalım, beğenemeyişler, pahalıları alamayızlar. Tam mızıldamaya başlayacakken kaptım kucağıma çırpınışlarla arabaya kadar, arabada tepinmeler ağlamalar, evde devam.. Herhalde bi 50 dk devam etti, en son klasik anne popom acıyor cümlesi ile sona erdi.. Ama ben bittim zihnen. O kadar yoruldum ki.. yok mu acaba bunun bir yolu. sarıldım pozitif disiplin kitabına bakalım ne bulacağım..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-1543407755554670343?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/1543407755554670343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/1543407755554670343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2011/04/aglamayla-imtihana-devam-12-nisan-2011.html' title='Ağlamayla İmtihana Devam... 12 Nisan 2011'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-4043677795718812831</id><published>2011-04-11T20:45:00.002+03:00</published><updated>2011-04-11T21:04:12.124+03:00</updated><title type='text'>Annenin Ağlamayla İmtihanı... 11 Nisan 2011</title><content type='html'>Akşam vakti olmuştur.. Stresli bir günün ardından koşarak almaya gidersin kızını. Şen şakrak muhabbetler, takılmalarla babanın sizi alacağı yere doğru yürürsünüz.. Günlük duraklarınız belli.. Önce bakkal, anneciğim az alalım.. Tamam anne. Ama karnı aç ya kıyamazsın da eve kadar aç aç gitmesine.. Sonra biraz yürüyüş.. Şakıyaraktan, şakalaşaraktan.. Biraz ileride bir kebapçı ve Elif önünde hafiften ayak diriyor, anne ben acıktım. Kızım buradaki yemekler acı ben sana evde yemek yapacağım. Tekrar devam, aman yollardan geçiyoruz dikkat. Bayıldığımız çantacı rengarenk çantaları var, anne ben büyüyünce bundan alacağım tamam kızım. Varacağımız köşeye az kaldı.. Anne yoruldum, tamam dinlenelim.. Bir tane kaldırım topuzu oturdu üzerine. Ve bingo.. Her geçişimizde görmesin diye dua ettiğim yolun karşısındaki ıvır zıvırcıyı eski ismiyle 1 milyoncuyu görür.. Anne oraya gidelim. Kızım gitmeyelim geç kaldık baba duramaz burada bizi bekleyemez.. Direnmeler başlar anne gidelim, bitanem gitmeyelim yarın erken çıkarız gider gezeriz.. Yok bugün gidilecek. Ağlamaya başlar.. Belki ağlamasa yapılacak şey ağlıyor ya yapılmamalı, aklımızda kural bu.. Ağlayarak yapılacağını düşünmemeli, hele sokakta böyle yaparak birşey elde edememeli. Elif ağlar, benden ikna cümleleri. Elif ağlar, benden çaresizlik cümleleri ama teslim olmak yok.. O sırada gelen geçen bakmaya başlar, biri sorar neden ağlıyor durmaz geçer.. Boncuk boncuk yaşlar dökülüyor dışarıdan geçenlere göre.. Kimbilir neler düşünüyor her bir geçen ama çok oldu öğreneli çocuklu isen dışarıyaya aldırmamayı. Bir amca yaklaşır, yüzü şefkat abidesi, Elif'e yüreği parçalanıyor besbelli, sanki benim parçalanmıyor ya. Kızım yap ne istiyorsa.. Amca ben de istiyorum ama yapma böyle. Nasıl eğitilecek bu çocuk. Amca ısrarcı ağlatma yap ne istiyorsa.. Ve pes edilen nokta. Tutulup elden karşıya geçilir bakılır, babamız da azıcık gecikecekmiş haber gelir zaman kazanılır. Oyuncaklara bakıyoruz aklımda bi dahaki geçişlerimizde nasıl unutacağız burayı sorusu.. Satıcı geldi hemen, ben zaten neredeyse düşman bu oyuncakları dışarıda tutmalarına, çocukların görmesine. Hemen bir taneye sarılmaca, bilmem kaçıncı barbiemsi bebek. Kızım onu almayalım onlardan var, bir başkası annem o pahalı onu da almayalım. Bilmeli ya para diye birşey var hayatta her istediği olamaz.. Bugün bakalım yarın alalım kızım, gene gözyaşları.. En sonunda bir oyuncağa karar vermece ve almaca.. Oyuncak satan amca sanki bana kızgın ağlattığım için, herkes kızgın. Ama bu hep böyle mi sürecek, hep ağlayacak hep alınacak mı? Belki zayıf bir zamanıma geldi. Zor geldi bugün.. Hem Elif'i ikna edememek, hem onca insanın üzerime gelen bakışları sözleri.. Oysa bu çocuk öğrenmeli değil mi, hergün birşey alınmaz, her istediğinde alınmaz, her seferinde istenmez.. Biz nasıl öğrenmiştik bunları, kimse anlatmamıştı ki.. Ya da daha çok mu çocuk fazla mı birşeyler bekliyoruz.. Ama herşeyi biliyorlar.. Anne sen öldüğünde seni hiç unutmayacağım, adını hep hatırlayacağım diyebiliyorlar.. Büyüyünce anne olacağım, kızımın adını Zeynep koyacağım diyebiliyorlar.. Sonrası klasik araba macerası.. Bindik arabaya yanlış olduğunu düşündüğüm şeyi anlattım, beni üzdüğünü anlattım, üzerinde durdu durmadı.. Şimdi oyuncağı ile çok mutlu.. O mutlu ise ben mutluyum, ama ya birşeyleri yanlış yapıyorsam diye de mutsuz.. Arada bir yerde. Herhalde Elif'in öğrendiği şey: yeterince ağlarsan istediğini yaparlar.. Benim içinse bir yerlerde bir yanlış var ama dur bakalım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-4043677795718812831?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/4043677795718812831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/4043677795718812831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2011/04/annenin-aglamayla-imtihan-11-nisan-2011.html' title='Annenin Ağlamayla İmtihanı... 11 Nisan 2011'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-102682246151492656</id><published>2011-04-11T20:40:00.003+03:00</published><updated>2011-04-11T20:45:31.071+03:00</updated><title type='text'>Ali Ural'dan... 11 Nisan 2011</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;Oyuncak ayısını düşüren çocuk &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;Çocuk oyuncağını düşürdü elinden, kaldırımda yürüyordu. Gözlerimle gördüm annesinin elinden tutmuştu. Annesinin elinden tutup yürüyen çocuktan çok ne var, fakat bir elinde oyuncak ayısı vardı çocuğun. Oyuncak ayı da çok fakat çocuk düşürmüştü pelüş ayıyı. Düşmeyen mi var, fakat fark etmemişti düşürdüğünü oyuncağını çocuk. Oyuncağın yere düştüğü anı gördüm, kaldırımda yürüyordum. Pelüş ayı kaydı o minik elden. Sevinçle haber verdim anneye kaybolmasın arkadaş. Tahmin edin anne ne yaptı? Hayır, teşekkür etmedi, bunun çok da önemi yok, fakat oyuncak ayıyı almadı yerden. Bıraktı mı, hayır. Daha öncelikli bir işi vardı onun. Çocuğa tokat attı, sonra aldı ayıyı yerden. Çocuk ağlıyor. Anne sürüklüyor kaldırımda çocuğu. Ayıya gelince, homurdandığını duymuyor kimse. Fakat benim sesimi kaldırımdaki herkes duydu: "Ne vuruyorsun çocuğa!" Tahmin edin bakalım anne ne yaptı? "Çocuk benim! Üstüne vazife değil!" Hayır, böyle demedi, çünkü olay mahallinden -ayının düşürüldüğü yer- o kadar hızlı uzaklaşmıştı ki duymamıştı sesimi. Çocuk su istiyordu, çocuklar su ister sokağa çıktıklarında. Gözlerimle gördüm, ceketini çekiştiriyordu annesinin. Evden çıkmadan önce içmişti, yine susadı. Yağmur geri döndü buluta. Kuyulardan eli boş döndü kovalar. Sokaklardaki yangından annelerin haberi yoktu. - Anne susadım! -... -Anne su! -Patlama evde içersin! -Susadım! -Sana patlama dedim! Çocuk yürüyüşünü ağırlaştırıyor. Ayaklarını sürüyor da denebilir. Anne bu esnada kulağını büküyor çocuğun. Çocuk tepindikçe tırnaklar kulakta taze delikler açıyor. Kulağına küpe olsun. "Eve gidelim, görürsün suyu!" Çocuk adım atmıyor artık. "Sürümesene çocuğu!" Bu kez duymamasına imkân yok. Çın çın ötüyor sokak. Hem bu anne başka. Olay mahallinden - çocuğun su istediği yer- bir türlü uzaklaşamıyor. Ayağını sürüyor çocuk çünkü. Hatta yetinmiyor bununla, kapanıyor yere. Sesimi duyar duymaz arkasına dönüp öyle bir bakıyor ki kadın, patır patır düşüyor kim varsa orada yere. Teşhis: Anne zehirlenmesi. Çocuk simit istiyordu, çocuklar acıkır sokağa çıktıklarında. Tıka basa yemek yeseler de kapatmadan kapıyı. Dünyanın öyle bir açlığı vardır ki çocukları içine çeker. İlk adımlarını atar atmaz, çıtır çıtır simitler fışkırır fırınlardan. Çocuklar simidi köfteyle değişmez. Tablalarda susam fırtınaları. Açıl susam açıl! Gözlerimle gördüm iki koca simit gibi açmıştı gözlerini. Çocuk mu? Hayır annesi. -Acıktım! -... -Anne acıktım! -... -Simit... -Zıkkım ye! -Anne simit... Çocuğun sesini duyan simitçi, "gevrek" kelimesinin ikinci "e"sini hamur yapıp sündürüyor ve çocuğun gözleri önünde yeni bir simit yapıp fırına atıyor. Çocuk fırına kendi atılmış gibi bağırmaya başlıyor o anda. Gözleri tuzlu suda yalpalarken annesi sağ elini yumruk yapıp orta parmağını sivriltiyor, düşmanının kafasını delecek. O da ne bükülmüş sivri parmağı çocuğun kafasına tokmak gibi iniyor art arda. Gözlerimle gördüm, bir anne örste dövüyordu çocuğunun başını. "Deli misin sen!" diye gürledim, İstanbul duydu. Oralı olmadı kadın olay mahallinden -çocuğun simit istediği yer- uzaklaşırken. Bir başkasına bağırdığımı sandı ve çarçabuk kayboldu ortadan. Bir deli vardı şehrin meydanında başında huni. Çocuğuna zarar vermesin. Üç çocuk ve üç anne evlerine vardılar. Evleri evleri güzel evleri; merhamet tuğlalarıyla örülmüş. İlâhi bakış açısıyla yazmasam evlerde neler olduğunu bilemem. Kahraman bakış açısıyla yazmayı bırakmalıyım artık. Anneler o gün çocuklarının kahraman listesinde alt sıralara düştü. Çocuklar yeni kahramanlar aramaya başladılar çizgi filmlerden. Evet, üç çocuk üç ayrı evin kapısından girdi içeri. Üç anne eve varır varmaz unuttu sokakta olup biteni. Biri yağ reçel sürüp ekmeğe çocuğun önüne koydu. Diğeri bir bardak süt uzattı susuz çocuğa. Diğeri oyuncak ayıyı silkeledikten sonra camdan çocuğun önüne attı. İlk çocuğun açlığı geçmişti, reçelli dilimi kuşlara attı balkondan annesine sezdirmeden. İkinci çocuk sütü bir yoğurt kabına boşaltıp kediler için kapının önüne koydu. Ne tuhaf, susuzluğu geçmişti eve gelince. Üçüncü çocuk, çıkınca annesi odadan ayısını dövmeye başladı. "Bütün bunlar senin yüzünden!"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-102682246151492656?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/102682246151492656'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/102682246151492656'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2011/04/ali-uraldan-11-nisan-2011.html' title='Ali Ural&apos;dan... 11 Nisan 2011'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-7860030684040100915</id><published>2011-04-10T15:17:00.003+03:00</published><updated>2011-04-10T16:09:50.505+03:00</updated><title type='text'>2 sene sonra... 10 Nisan 2011..</title><content type='html'>Aralar çok açıldı derken 2 sene olmuş:) Sanırım Elif'in hızına ben yetişemedim... 2 yaş en zorlu dönemdi sanırım, o zamana kadar bir şekilde idare ediyormuşuz :) Gidelim 2009a ve oradan geri gelelim 2011'e kadar bakalım neler çıkacak.. 2009 bizim için bolca hastalık senesi oldu, hiç alışık değildik Elif'i o kadar doktora götürmeye ilaçlara.. Ama kreşe başlama, etrafında hep hasta çocukların olması, bağışıklığımızın buna alışık olmaması derken neredeyse rutin olarak doktora gider olduk.. En şiddetlisini Mayıs ortasında yaşadık.. Elif'te en çok korktuğum şey ateşli olması idi.. Mayıs ayında havalar yeterince sıcakken Elif ateşlendi ve doktora götürdük; ateşi geçmemesi halinde tekrar gitmemizi istediler, sanki içlerine doğdu, geçmiyordu ateşi hergün kreşten Elif bugün çok ateşli diyerek arıyorlardı eve gelip serinliyorduk. 3. gün artık ateşi tekrar ciddi bir seviyeye çıkınca aldım Elif'i hastaneye gittik.. 41 derece idi ateşi.. Hemen soydular, bi beziyle kaldı ve hastaneye yatırdılar Elif'i.. Kanında mikrop vardı ve ateşi düşmüyordu.. İlk 3 gün hastanede antibiyotik, serum, ateş düşürücülerle yaşadı Elif.. Kan alma kısımları en işkenceli yanıydı.. Ve artık Elif'in sıkılması.. Sürekli bir kablo ile seruma bağlı olmak, biraz serbest kaldıktan sonra tekrar bağlanmak zorunda kalmak.. Sakinleştirmek mümkün olmuyordu ağlama krizlerini, ancak sakinleştirici şurup verdiklerinde sızarak sakinleşiyordu. 5. gün artık ikimiz de sıkıntıdan patlamak üzere iken çıkardılar bizi hastaneden antibiyotik tedavimizle birlikte.. Sonrasında Elif'i kreşe alıştırma çalışmasına tekrar başlamamız gerekti, ağlamaları sızlanmaları tekrar başlamıştı.. 2009a damgasını vuran diğer 2 olay ise tuvalet alışkanlığı kazanmamız ve emziği bırakmamız idi.. Tuvalet alışkanlığı kazanmakta hemen hemen hiç sıkıntı yaşamadık. Kreşle birlikte başladık, geceleri de bez bağlamadık ve rahatça aştık bu dönemi. Elif'in hakkını yememek lazım cidden hiç zorlamadı bizi.. Tabii arada kaçırdığı oldu ama hiç sabrımızı taşıracak bir seviyeye çıkmadı.. Emziği bırakmak ise hiç kolay olmadı, şimdi geriye dönüp baktığımda o günün hengamesinde farketmemişiz ama neredeyse bir travma imiş yaşadığımız. O zamanlar bize emziği bırakması gerek artık dişlerine zarar verir vs şeklinde yorum yapan doktorlarımız da bu kadar sorun çıkarttığını duyunca erken olmuş keşke biraz daha büyüyünce bıraksaydınız dediler, tabii onca şeyi yaşayıp aştıktan sonra geri dönmek mümkün değildi :) Evdeki emzik ordusunu kaybettiği bir gün tamamen bıraktık emziği, ondan önce de kreşinde sabahtan alıp akşam çıkarken veriyorlardı emziği.. Uyurken de zaten kitap okuyarak vs uyuyorduk emzik eşliğinde. Tamamen bıraktığında ilk 1-2 gün ciddi bir tepki vermedi ama sonraki 1 ay eziyetti bizim için.. Hergün gece 2-3e kadar uyumamalar.. Ağlama krizleri, hiçbir sebep yokken ağlamaya başlayıp 1-2 saat kendini paralayarak ağlamalar.. Tepinmeler, yumruklar.. ilk zamanlar uyusun diye araba ile çıkarıp aşağıda parkın orada gezdirmek işe yaramıştı sonradan o da yaramaz oldu.. 10-11 gibi uykusu gelene kadar her zamanki tatlı Elif, ama uykusu gelince ya artık güçten düşüp bayılıncaya kadar tv izleyen Elif ki bu bazı geceler 3-4ü buluyordu, müdahale ederseniz de ağlama nöbetleri sonrası bitap düşüp uyuyan Elif.. Fiziksel olarak bizim dayanamadığımız yorgunluklara direniyordu.. Uyku rutinleri, 10da başlayan hadi yatıyoruz seremonileri, sakinleştirici çaylar vs.. bir süre hiçbiri işe yaramadı.. sonrasında yıllık izin vakitleri geldi ve rahat bir nefes aldık.. gene vardı nöbetlerimiz ama hafifledi, seyrelmeye başladı.. ondan sonra gitgide kitap okumanın esas olduğu uykuya dalma dönemlerimiz başladı.. neredeyse 1 saat kitap okuyarak uyutabiliyordum o zamanlar ama ağlamasından çok daha iyiydi... Hep şikayetimsi oldu yazdıklarım ama, şikayetten ziyade zorluklar olarak aklımda kalanlardı bunlar.. o zamana kadar Elif'le fazla zorlanmamıştım sanırım. Tabi bu arada kızım sevimlilik ve hazır cevaplık açısından gene de durmuyor ve ilerliyordu.. 2010 yılı gene bir hastalık macerası ile başladı.. İlk iğnemizi yemiş olduk geçmek bilmeyen öksürüğümüzden dolayı.. Sabah akşam 8 gün iğne hem Elif'i hem bizi epey zorladı.. Elif kreşe alıştı 3 yaşı ile birlikte, arkadaşları ile oyunları, okulda gittikleri tiyatrolar, müze gezileri derken artık çok sıkıntı yaşamıyorduk okul açısından.. bu yaş da bizim için farklı tecrübelere gebeydi.. Öncelikli olarak Elif için oyuncak almak bir tutku haline geldi.. Elindekilerle yetinemez hale geldi ama aşıyoruz artık yavaştan bu durumu.. Elifi'in artık parkta, babaannesinde, anneannesinde arkadaşları var oynayabildiği.. Tek başına bir yerlerde oynamak hoşuna gitmiyor. Eskiden park onun için saatlerce salıncakta sallanmak demekken artık arkadaşlarıyla oyun oynanacak yer demek.. Akşamları pekçok oyunu kendi oynuyor, hatta bazen anne oyunuma bakma uyarıları bile alıyorum:) birlikte sinemaya tiyatroya gittik, zaten gezmelerimizi saymaya gerek yok :) 2010 yazında havuzda birlikte su kaydıraklarından kaydık, bu tip konularda gayet cesur.. hala yumurcak tv çizgi filmleri favorileri ama winx, barbie, pony çizgi filmleri de gayet ilgisini çekiyor.. hala uykuyu çok sevdiğini söyleyemem ama 2009dan çok daha iyi durumda.. 2010un sonunda benim geçirdiğim ameliyat sırasında oldukça iyi dayandı, kendince evin sorumlusu yaptı kendini.. 1 hafta evde bensiz kaldı, ama döndüğümde dayandığı onca duygusal şeyi paylaştı.. kucağıma alamamam, dikişlerime dikkat etmem derken pekçok duygusal patlama yaşadık birlikte.. 2010 deyince bi akla gelen de kıyafet tercihi.. Etekten başka birşey giydiremedik pijama haricinde.. Eşofman kot pantolon hiçbirinin yanından bile geçmedi.. Varsa yoksa etek :) 2011 yılında daha pek başlardayız.. bu yıl ise diş dolguları ile başladı, 2 tane azımızı doldurttuk.. beklediğimden çok daha iyi dayandı, benden daha iyi :) diş doktorundan korkmuyor. oyuncak almak hala en büyük tutkularından, 2 senenin sonunda kreşimizi değiştirdik, korktuğum olmadı adaptasyonu kolay oldu. hatta bu kreşten çok mutlu çıkıyor, bana yaptıklarını anlatıyor benimle şakalaşıyor.. hala pek çok şeyi ağlayarak yaptırmaya çalışıyor, istediklerini yapmamız için bunun gerekli olmadığına henüz ikna edemedik.. kışın sonunda da olsa bi kerecik yağan karla kışımızı da yaşamış olduk, kardanadam yaptık, kartopu oynadık.. şimdilerde büyüme hedeflerimizde sorumluluklarını yaptırmak var oyuncaklarını toplamas ortalığı dağıtmaması gibi ama lafımızı dinlemeye pek hevesli değil:) büyüyünce anne olmak istiyor.. kızının adını da Zeynep koyacak olması cabası:) ayrıca çok süslüyüz, gayet zevkli.. şimdilik zevkleri pembe rengin etrafında dolaşıyor ama.. benim kolye ve küpe takmamadan topuklu ayakkabı giymememden şikayetçi :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-7860030684040100915?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/7860030684040100915'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/7860030684040100915'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2011/04/2-sene-sonra-10-nisan-2011.html' title='2 sene sonra... 10 Nisan 2011..'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-2066145584275493267</id><published>2009-04-24T16:13:00.002+03:00</published><updated>2009-04-24T17:03:09.318+03:00</updated><title type='text'>Kızıma Dair... Bebeklikten Çocukluğa-2... 24 Nisan 2009</title><content type='html'>Elifciğimin bebeklikten çocukluğa geçişine tanık olduğumuz zamanları anlatmaya devam edeyim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dönemde yaşadığımız 2 önemli deneyim var bizim için..&lt;br /&gt;İlki burnumuza boncuk kaçması, ikincisi ise kreşe başlamamız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlayalım bakalım... Elifcik bilezikleri kolyeleri çok sever. Ben de çok sakınmazdım boncuk boncuk olsalar da.. Boncuklarla oynadığımız çoktur, ama nedense hiç aklıma gelmezdi burnuna sokacağı. Bir gün bi bileziğimiz koptu, boncuklar dağıldı, bulduklarımızla biraz oynadık sonra çöpe attık ama oyuncakların arasında birkaç tane kalmış. Hep birlikte otururken burnu ile oynamaya başladığını farkettim, hemen aklıma geldi, gerçekten de bir tane boncuğu ittirmişti burnundan içeri, biraz uğraştık ama çıkaramadık.. Nefes alışverişinde filan da bir anormallik olmadığından ben boncuğun kakasından (!) çıkacağını düşündüm, halbuki boğazına değil nefes borusuna doğru idi boncuk, ama nedense bir şekilde yutacağını düşündüm. Ertesi gün doktorunu aradığımda işin rengi değişti, çıkarabiliyorsanız çıkarın hapşurtun vs ama çıkaramıyorsanız bir kulak burun boğaz uzmanına götürmeniz lazım acilen dedi. Nasıl acil niye acil derken biraz araştırma yapınca internette cidden acil bir durum olduğunu gördüm. Nöbetçi kulak burun boğazcıyı aradığımda biraz sakinleştirdi beni, 1 gün çıkarmayı deneyin çıkmazsa Pazartesi getirin dediler. Uğraştık.. karabiber koklattık, hapşurmaktan bir hal oldu ama gelen giden yok. Pazartesi doktorda idik; meğer asıl işimiz yeni başlıyormuş. Önce canlı iken almayı denedi doktor boncuğu, kızım hemşirelerin benim ellerimin altında, ama ne mümkün.. Nasıl anlatırsın ki el kadar çocuğa sakin olmayı. Sesi koridorları yırttı geçti, 1-2 deneme ama yok, Elifcik durmuyor ki çeksin alsın doktor, bayıltacağız dedi. Hala sanıyorum ki hemen oracıkta yapılacak birşey. Önce biraz aç kalması gerekirmiş, bekledik, sonra bize bir oda tahsis ettiler, sonra ameliyathaneyi ayarladılar, Elif iyice tedirgin ve fena halde sıkılmış modda, hadi gidelim artık şeklinde.. Yeşil ameliyat elbisesini de giydirmeye kalkışınca ortalığı yıktı, hem çok endişelenirken hem ayakta kalmak çok zordu.. Elbiseyi giydirdik, sedyeye yatmak ne mümkün, kucağımda Elif indik ameliyathaneye, gene feci bir ayrılık sahnesi, oyunmuş gibi verdim narkozcu doktor abisine.. 15 dk. dediler, kapıdayım bir o yana bir bu yana.. Bu kadar basit birşey için bile o kapıda beklemek ne zormuş Allah'ım. Dakikalar geçmek bilmiyor, geçiyor içeriden kimse çıkmıyor, doktorumuz çıktı tamamdır geçmiş olsun ama ayılacak ondan sonra gelecek dedi, en azından bu haberin rahatlığı ile biraz daha bekledim. Yeni ayılmış, gene ağlar halde aldım kızımı çıktık odamıza.. O hali ile sarıldı bana, uyudu kucağımda hıçkırarak, ben Allah'a şükrederek bekledim. Birkaç saat de narkozdan dolayı bekledikten sonra evimize geldik. Neyseki bununla ilgili başka bir rahatsızlığımız olmadı ve bu şekilde atlattık. Aman dikkat, ne kadar yapmaz gibi gelse de onlar çocuk, ellerinin altında böyle şeyler bırakmamak gerekmiş, yaşayarak öğrendim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve kreş... Aslında 3 yaşında başlamasını düşündüğümüz kreşe Elifim birazcık erken başladı, babaannemizin sağlık problemlerinden dolayı. Başlı başına bir değişiklikti bizim için, önce anlatmaya başladık böyle olacak okula gideceksin şeklinde, zaten oldum olası hevesli idi okula.. Ama o heves ilk birkaç haftanın zor geçmesine bir kolaylık sağlamadı. İlk gün ilk birkaç saat yanında idik; biz yanında iken keyfi yerinde idi, ne zamanki bizim gideceğimizi anladı, o zaman işin rengi değişti. Ama bırakmazsak alışamayacağı için mecburen bıraktık da çıktık... Çok zor anlardan biri idi. Biz oralarda iken çok ağlamıştı ama sonrasında nispeten iyi imiş, ama sonrasında ilk hafta her bıraktığımızda ağladı, daha evden çıkmadan anne gitmeyelim demeye başladı. Akşamları geldiğinde ise orada gördüğü farklı hırçınlıkları bize de yapıyordu. İkinci hafta huzursuzluğu uykularına taşındı; geceleri o kadar sinirle ağlıyordu ki susturamıyorduk çaresiz kalıyorduk, çoğunda uyanmıyordu bile... 3. haftada alışmaya başladı artık.. Bırakırken artık bana el sallıyordu.. Şimdilerde artık daha bi alışkın, akşamları eskisi kadar bana düşmüyor, sürekli peşimde dolanmıyor, kendi kendine oyunlar kuruyor, hiç durmadan şarkı söylüyor:) Henüz 1.5 ay oldu başlayalı, bakalım daha neler göreceğiz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-2066145584275493267?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/2066145584275493267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/2066145584275493267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2009/04/kzma-dair-bebeklikten-cocukluga-2-24.html' title='Kızıma Dair... Bebeklikten Çocukluğa-2... 24 Nisan 2009'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-950287929354001414</id><published>2009-04-05T12:54:00.003+03:00</published><updated>2009-04-05T14:27:29.044+03:00</updated><title type='text'>Kızıma Dair... Bebeklikten Çocukluğa.. 5 Nisan 2009</title><content type='html'>Her yazıda aman ne çok olmuş yazmayalı diye başlamak adet olmuş gibi ama gerçek de pek farklı değil :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden söylediği şeyler ya da yaptığı şeyler ilk defa olunca ya da ilk olması az olunca akılda tutulası şeyler azdı ve not alıyordum. Şimdi o kadar çok şey var ki farkedilmesi gereken şeyler. Not tutmaya yetişmek mümkün değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben elimden geldiğince unutmamak için, gelecekte bir gün kısmet olur dönüp bakabilirsek gülümsemek için yazayım... Ağustos sonundan bu yana... Öncelikle bir Ramazan geçirdik sonunda tatili Konya'da yaptığımız ailecek. Cidden güzel oldu bizim için, özellikle Elif için. Hava soğuk değildi, her gün bahçeye çıkabiliyorduk Elif'le de.. Teyzeler, dayı, anane, dede hepsi ayrı bir keyif idi onun için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrasında tekrar rutin ev yaşantımıza döndük ama bir farkla.. Elif artık enikonu konuşuyordu... Kızımın konuşmayı akıcı hale getirdiği zaman diyebiliriz 2008 sonbaharına, zaten konuşmak da çoz zorluk çekmiyordu evet, yaşıtlarına göre ileri bir seviyede idi ama kurduğu cümleler vs enikonu düzeldi, bazı günler söylediği sözler beni günlerce sevindirdi, düşündürdü :). İş sonrası eve dönüşümlerimde sarmalanmalarımız başbaşa oyunlarımız, ona dokunuşlarım, onu sevmemi istemesi en çok aklımda kalanlar.. Tabii zaman zaman kriz de olabiliyor, uyku düzenimiz hala çok iyi değil; geç uyumayı seven bir çocuk gözünden uyku aksa da.. Gerçi artık gündüz uykuları teke düştü filan ama gene de bazen gece yarısını geçmeden uyumuyordu... Hani dedim ya bazen söylediği sözler beni etkiledi diye şimdi biraz onlardan yazayım:&lt;br /&gt;- Sadece gözlerine bakıyorum anne! (hala aklıma geldiğinde gözlerim doluyor, pek çok kereler söyledi bunu bana ve baktı gözlerime, güzel kızım, cennet kuşum...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene bu sonbahar döneminin ağır topları masallarımız vardı. Uyku öncesi bazen saate varan masal dinleme keyfi.. Önceleri deniz yıldızı idi favori masalımız, sonra obur tavşan oldu, en son ve en favorisi ise "bana Erseli anlat anne" masalı.. Konyada yaptıklarımızı anlattığımız masallar. Erseli ve Konyayı çok özlediğinde başlıyorduk bu masala... Ne kadar anlatsam doymuyordu hala daha bazen anlatırız da üstelik... Yüzünde o mutluluk gülümsemesi, ne kadar özlediğini anlatırdı bana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılsonuna doğru en ciddi olayımız ise sütten kesme idi... Bir sonraki bayramımız Kurbandı ve biz bu sefer babamız olmaksızın Konya'da idik. Güzel geçen bir tatilin sonunda benim Cuma günü çalışmam gerektiği için kızımı Konya'da bırakıp tek başıma döndüm... O yolculuk sersemletici idi.. Kızımı bırakmanın tarif edilemez ruh hali, pişman olmalar, yok iyi oldu alışmalıyımlar, huzursuzluklar... Bu arada benim onu bırakıp gelmem demek artık süt kaynağı yanında değil demekti.. Annemlerle günde kaç kereler konuşmalarımız, aklımın onda kalması, günlerin geçmemesi sonucu Pazar günü teyzesi ile İstanbul'a döndüler.. Onları kapıda karşıladım. Çok farklı, çok tuhaf birşeydi. Canım cicim kızım kapıda idi, ama bana gelmek gelmemek arası kararsız, çok özlemiş belli ama bir de sitem var sanki duraksatıyor onu, sonra sarıldık sarıldık koklaştık.. Nice zaman sonra aklı başına geldi anne mama dedi, bu en kritik andı, eğer başlarsa yaza kadar bi daha bırakamayacağım gibi bir durum olacağından, mama yok bundan sonra kızım dedim, arkadaşımın deyimi ile hayatın ilk sillesini yedi... sebebini anlayamadığı bir reddediş, ayrılık sonrası reddediş ama böyle olması gerekti.. o ağladı ben ağladım, o kaç kere istedi yoruldu uyudu ben ağladım... İnsanın çocuğunun olmasında en çok zorlandığı şeylerden biri imiş hayır demekler bunu gördüm... Sonrasında tabi 2-3 hafta istemekler, olmayınca ağlamaklar, bunun nazı devam etti, bazen de ara ara 1-2 gün ayrılıklar yaşadık. Hepsi dokundu, zor geldi... Sonrasında kızımı daha uzun bir süre kendimden uzak tutmamaya karar verdim; belki kendisi için çok zor olmasa da benim için çok zor oluyor bunu gördüm...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde ise yepyeni bir dönemdeyiz, yılbaşından sonra 3 hafta kadar anneannesi ile kaldıktan sonra Elif Betül, babaannemizin rahatsızlığı sebebi ile Elif'e bakamayacak olmasından Elif'i kreşe başlattık... Bu da bir sonraki yazımız olsun en kısa zamanda inşaAllah...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama şimdi bu döneme kadar duyduğumuz Elif'ten incilerden birkaç tane yazmak istiyorum... Allah'a emanet ol sevgili kızım....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Seni üzmüyorum sadece şaka yapıyorum&lt;br /&gt;- Ben kaç yaşındayım&lt;br /&gt;- Anne yanımdan gitme&lt;br /&gt;- Dişlerim dilimi acıtıyor&lt;br /&gt;- İki uzun kulağım söyle&lt;br /&gt;- Bak karnım şişti ben tombişim...&lt;br /&gt;- Benim canım sıkıldı&lt;br /&gt;- Bana günaydın de&lt;br /&gt;- Ben akıllı bir Elif'im&lt;br /&gt;- Anne sana kek yaptım&lt;br /&gt;- Beni sıkıştırıyorlar&lt;br /&gt;- Çok iiinç bi ördek&lt;br /&gt;- Sümaneke Allahümme&lt;br /&gt;- Çok acıdı onun için ağlıyorum&lt;br /&gt;- Anne bana vaydım eder misin?&lt;br /&gt;- Babam bana fare gibi tatlı almış: şekerpare&lt;br /&gt;- Bence ben korktum&lt;br /&gt;- Ben paten kayıyorum&lt;br /&gt;- Ben yapıyoyum: hıçkırık&lt;br /&gt;- Way canına simiiiit&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-950287929354001414?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/950287929354001414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/950287929354001414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2009/04/kzma-dair-bebeklikten-cocukluga-5-nisan.html' title='Kızıma Dair... Bebeklikten Çocukluğa.. 5 Nisan 2009'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-4515040161670967453</id><published>2008-08-31T22:44:00.002+03:00</published><updated>2008-08-31T22:59:09.101+03:00</updated><title type='text'>Güzel Kızımdan Notlar...</title><content type='html'>Artık gelişmelerin hızını takip etmek çok zor. Neredeyse her yazı buna benzer birşeylerle başlıyor... Birkaç günde bir aklıma gelen gelişmeleri not ettiğim yazıyı yayınlayım ki ne demek istediğim tam olarak anlaşılsın:).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;31.8.8 – son olarak...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1 aylık bir süredir yazmamışım. Bu arada 2 haftalık bir tatile çıktık kızımla, babası ile bu sene tatillerimizi çok kesiştiremesekse de 3-4 gün görüşebildik gene de.. Planlarımızın arasında tatilde Elif’e emmeyi bıraktırmak olsa da bunu başaramadık; ama en azından geceleri süt içmesi işini rayına oturttuk gibi. Yavaş yavaş tuvalet alışkanlığına başladık, birkaç kere lazımlığı kullanabildik. Artık kızım konuşuyor diyebilirim; çünkü sorduğum sorulara ezbere kalıplaşmış cevaplar vermiyor, bir gün içerisinde neler yaptığını kendisi anlatabiliyor ya da ben sordukça onaylayabiliyor. Giyeceği kıyafetleri kendi seçmeyi çok seviyor. Portakalı soydum, ağlama bebek ağlama, yağmur yağıyor seller akıyor, dandini dastana, şimdi okullu olduk sınıfları doldurduk, bir de sürpriz gülben ergenden söyleyebildiği şarkılar. Geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman hangisini isterse kullanıyor, tabii emir kiplerini deJ Önceden kedilere çok yaklaşırken tatilde kedilerden biraz uzaklaştı, birkaç kere kediler ummadığı hareketler yapıp korkuttular. Kızım hayvanlara karşı benden cesaretli, bir tavşanı kulaklarından tutup taşıyabiliyor, kuyruğundan çekebiliyorJ. Ayrıca birşeyleri sahiplenirken yumuşatma kelimeleri yok, emzikimi ver, koltukumu aldı gibiJ Ama en bomba kelimesi giydiği bir kıyafet için bize “nasılım” diye sorması oldu, teyzeleriyle afalladık resmen. Bu aralar kendi kendine oyun oynama yanlısı hareketlerini farkediyorum, artık o oyun oynarken arada müdahale edip yanında kitap okuyabiliyorum mesela. Henüz kendi kendine uyuma alışkanlığını geliştiremedik ama, bakalım nasıl alıştıracağız? Rahat bir şekilde yemeğini kendisi yiyebiliyor, kaşık kullanımı gibi konuları hemen hemen hallettik sanıyorum, ama tabii keyfine elleri ile yemeyi de devam ettirmiyor değil..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1.8.8 – cümleler&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kızım artık cümle kurabiliyor, 2 ya da 3 kelimelik genelde. Ama yaptığı şeyin bilincinde... bıcı bıcı yaptı, yemek yedi gibi... baba uyuyor, pencere kapa gibi. Geçen gün hadi çay içelim dediğimde peşim sıra papaşya papaşya diye dolanıyordu.. ayrıca kolumdaki bene uğurböceği diyor, “ben” dediğimizde bi afallıyor ama dün kabullenmişti, pen diyor benimeJ bu arada kızımın hala hiç beni yokJ&lt;br /&gt;Artık mızmızlığımız geçti, tekrar normal halimize döndük hamdolsun. İlk defa dün gece biberondan süt içti, buna devam etmemiz gerek yoksa zaten peynir süt yoğurt yemiyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;21.7.8—zaman&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ne çok zaman geçmiş yazmayalı...&lt;br /&gt;Geçen Pazartesi gündüz uykusundan kızım korkarak kalkmış, apartmandan gelen seslerden dolayı.. o gün bugün huzursuz.. gece uyuyana kadar ışıklar açık vs.. hele haftasonu doruk noktada idi huzursuzluklar, elif mızmız bir çocuk olsa nasıl olacağını cidden gördüm, hamdolsun Allahım iyiki ööle bi çocuk değil. Sebepsiz ağlamalar, hiçbirşeyden memnun olmamalar, kendini yere atma... artık ağlamaktan hasta olacak diye korktum, dışarı çıktık ona bile memnun olmadı o kadar yani... acaba bir derdi var biz mi anlamıyoruz diyorum ama görünür de birşey de göremiyorum...&lt;br /&gt;Bu arada gene hayatım olmaya devam ediyor. Teyzesi geldi umyan umyan... naber diyosunuz iyiyim diyor kafa sallıyor, nasıl birşey böyle.. sayı saymaya yelteniyor artık, 1-2-3-4 şimdilikJ bir de tinkipinki diyorum cipsi diyor lala diyorum pooo diyor:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;7.7.8 – gelişmeler.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Fil e hil diyor:)&lt;br /&gt;Bu zamana kadar yazmadık ama arada, dede anane dayı geldi, dede teyzemizi götürdü, babaannemiz tatile çıktı:)&lt;br /&gt;3 haftadır elif anneanne ve dayısı ile, dayısına abi diyor, ama anneanneyi çok güzel telaffuz ediyor.&lt;br /&gt;Kelime dağarcığı oldukça genişledi... abisini anneannesine şikayet ediyor, bazen çok sıkıştırdığı/kızdırdığı için. Ayrıca abisiyle birlikte sahiplenmeyi öğrendi herşeye benim diyor.&lt;br /&gt;Şimdilerde adın ne diyince “men” diyor, bunu kim yaptı diyince “men” diyor. Dün biraz elif demeye de çalıştı aslında...&lt;br /&gt;Ayrıca Cumartesi günü teyzemiz geldi, ona da abla diyor ya... J getirdiği terlikleri aakkabiii diye çok beğendi, kitaplarını da çanta gibi kolunda taşıyor bitanemJ&lt;br /&gt;Bu aralar çilek çilek diye sürekli çilek istiyordu, e artık mevsimi de geçti babası çareyi çilekli dondurma almakta buldu (dondurmanın adı panna (panda) şarkısı ile birlikte panna panna panna...) teyzesi kara dut getirmiş, onu da çilek niyetine yedi bi güzel...&lt;br /&gt;Kendisi çorbasını yiyebiliyor artık kızım, kaşık hareketleri epeyce olgunlaştı. Geçen hafta aşımızı olduk, su çiçeği ve karma, o yüzden biraz ateşli geçti haftasonumuz, ama atlattık hamdolsun..&lt;br /&gt;Bu aralar favori kıyafeti etekleri, ne giydireyim desem varsa ortalıkta eteği etek etek diye geziyor. Hatta dün kendi bluzunu da kendisi seçti, süslü mü olacak neJ&lt;br /&gt;Bi elini öptünüz mü hemen öbürü diyerek onu da öptürür, ayağını mı ısırdınız hemen öbürünü de ısıracaksınız, çok eşitlikçi çoookJ&lt;br /&gt;Yayaya şaşaşa, çıldırın çıldırın diğer şarkıları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5.7.8&lt;/strong&gt; – kızım Cumartesi günü 1.5 yaşını doldurdu... bugün kızımla boğaz turu yaptık baba abi anane ve ben... çok sevdi, deniz onun için zaten cıpcıp ve bıcı bıcı... J epeyce turlayıp yorulduktan sonra boğazda omzumda uyudu kuzum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5.6.8&lt;/strong&gt; –&lt;br /&gt;Miyav noldu kedi elimi ısırdı oyununu çok seviyor, noldu kısmını ille o söyleyecek ama...&lt;br /&gt;Bir kere mehteran izledik, davulcusunu gördü. Şimdi onu taklit ediyor, o da kendi kendine davula vuruyor...&lt;br /&gt;Yeni kelimeleri: sinek, türkiye&lt;br /&gt;Teyzesini babasına şikayet ettii: babbaaaa eyyaaa bööö... J soruyorum kızım kim geldi, cevap: baba, anne.&lt;br /&gt;Bi de birşeye hayır diyecekse ıı diyip kendi de sallanıyor, hayırmış istemezmiş..&lt;br /&gt;Emzirirken bi tarafta işi bitince kafasını kaldırıp öbürüüü diyorJ&lt;br /&gt;Yeni elbiseler aldık çok seviyor, birisi çiçekli bir tayt, çiçeklerini seviyor, üstündeki ayıcıkı seviyor aycık diye...&lt;br /&gt;Yemek yerken küçük bebeğine de yemek yediriyor. Hammm diye, kedisini bebeğini uyutuyor.&lt;br /&gt;Molfix reklamı favorimiz... biteceği zaman panik oluyor bi daha başlatıyoruz.&lt;br /&gt;Bir de meim var, babası bana sarılınca onu itip meim diyor, onunmuşumJ&lt;br /&gt;Portakalı soydum oynuyoruz, po po po diye...&lt;br /&gt;Teyzesi poponu yiycem diye kovalayınca bana koşarak kaçıp poposunu bana yaslayıp kendini güvende hissediyorJ bir de ayağına bastım oyunu var..&lt;br /&gt;Başörtülerime hasta, örtüüü örtüüü diye elinde gezdirmeye bayılıyor.&lt;br /&gt;Babasının sırtını kaşımayı çok seviyor, hatta sırtını kaşıyıp kaşıyıp sonra da şap şap öpüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;14.5.8&lt;/strong&gt; – Kızım pantolon demesini öğrenmiş “papa”J ayrıca o kadar çok fiil kullanıyor ki şaşırıyorum cidden bilerek mi söylüyor acaba.. mesela kopar (çileğin yapraklarını), aldı, korktu, düştü, gitti, çekti, bitti-bee, döktü, bak, aç, açıyım, tuttu, yandı gibi. Bir “öptüm gül açtı”mız var. Düştüğünde bir yeri acırsa koşarak gelip acıyan yeri gösteriyor ve ben öpüyorum ve öperken öptüm gül açtııı diyorum acımız geçiyorJ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;11.5.08&lt;/strong&gt; – bugün kızımla bahçemizdeki çimlere çıktık, yerden taşları toplayıp çimlerin üzerinde onlarla oynadı biraz.. sonra taşların üzerine çıkıp inmeyi denedi kendisi. Bu hafta en çok dikkatimi çeken şey ise “korktu” kelimesini fazlaca kullanması oldu. Bir anda olan pek çok şeyden korktuğunu ifade ediyor nedense, elektrikler gelince telefonun bip sesi çıkarması gibi.. bu arada eğer bir ışık kesik kesik yanıp sönmesi, bir sesin tekrar etmesi veya anlık bir ses çıkması gibi şeyleri bep bep (bip bip oluyor), ciuwww gibi seslerle ifade ediyor. Bir de kapı zili çalınca din donn diye onu taklit ediyorJ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3.5.8 – 11. Dişimiz...&lt;/strong&gt; 9. Dişimizin karşı tarafındaki azımız da çıktı... Kızım bu aralar sahiplenmeyi öğreniyor. Sen onun birşeyini alıp benim dersen ellerini göğsünde kavuşturup “meim” diyor çok masumca, çekingenceJbi de hızlı bir şekilde elini uzatıp almaya çalışıyor. Ayrıca karıncaları yakalayan bir canavarımız var, öcüüü diye peşlerinde koşup tutup alıp çöpe atıyorJ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;26.04.08 – 10. Dişimiz...&lt;/strong&gt; tam 9. Dişimizin altındaki.. sıra sağ taraflarda bekliyoruz;) artık bir sürü şey anlatabiliyor, bi de evet yerine hıh deyip kafasını sallıyor. Geçen gün dedesi gitmesin diye ayakkabılarını kapının önünden alıp ayakkabılığa koydu canım benim.. yapabildikleri beni şaşırtıyor.. nasıl bir sevki ilahidir bu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;16.04.08&lt;/strong&gt; – Beni yanağımdan ısırdı, acaip acıtıyor, benden başka birilerini de ısırmış bugün; bundan sonra dikkatli olmamız gerekli sanırım.. bugün kızım teyzesi babası ben kutu kutu pense oynadık ilk defa çok hoşuna gitti.. ayrıca 3 heceli kelimeler söylemeye başladı; henüz sonunu bağlayamasa da “kuzular” gibi birşey dedi. Ayrıca artık ceviz diyebiliyorJ sanırım yakında cümlelerimiz başlayacak. Tv izlerken içeride durmak istemiyor ve beni elimden tutup kaldırıp götürüyor. Hatta en son bir eliyle benim elimi diğer eliyle teyzesinin elini tutup mutfağa götürdü bizi. Sanırım en sevdiği yerlerden birisi mutfak. İçeride tv açıkken durmak istemiyor. Canım kızım... lazımlığını aldık ama henüz amacına uygun kullanmıyoruz, elif elinde gezdirip canı çekince üstüne oturup cisss diyor, ne işe yaradığını da biliyor yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;06.04.08 – 9. Dişimiz&lt;/strong&gt; – üst sol ön ortadan 4. Dişimiz ne demek istediğimi sonradan anlarım umarım:)&lt;br /&gt;9. dişimiz patladı, konuşmayı söküyoruz gibi... fiilleri geçmiş zaman 3. tekil şahısla çekebiliyoruz.. düştü döktü gitti çekti vs gibi:D  kuzu  diyebiliyoruz:)) beni bir yere götürmek için elimden tutup kaldırıyor.. ya da dolaba saklanırken ayaklarını katlamam için ellerimi ayaklarının üzerine koyuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Elif ve Kitapları.. 30.03.08&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1er hafta arayla iki kitap aldım. Birisi ilk sayılar kitabım diğersi ise ilk renkler kitabım. Beklediğimden daha çok ilgi gösterdi. Kitapları alırken içindeki resimlerin fotoğraflar gerçek resimler olmasına dikkat ettim. Acaba çizilmiş olan resimli kitaplar da faydalı olur mu.. ben birebir eşleştirebilmesi için gerçek resimleri seçtim. Bunu bir araştırmak lazım not edildi.&lt;br /&gt;Epeyce bir nesneyi tanıdı, tanımadıklarına pek iltifat etmedi zaten. Biz kitapları henüz sayılar ve renkler için kullanmıyoruz, daha çok nesneleri tanıması için kullanıyoruz. Gerçi şu anda Elif ne anlama geldiğini bilmese de ben 1-2-3 diye sayınca dört diye 5 diyince de 6 diye diziyi tamamlıyor. Renklerle ilgili ama henüz ayırdedebildiğimiz birşey yok.&lt;br /&gt;Geçen gün işten eve geldiğimde bana kitabından tanıdığı nesneleri sayıyordu. Mama (elma muz portakal), Hov (köpek), gol (top), buu ( araba), ka (kalem) şeklinde.. hmmm tabii bir de mee’si var (şu sıralar bütün hayvanları köpek hariç mee diye seviyor, bir ara kediyi biliyordu aslında ama onu da mee diye seviyor artık ayıyı bileJ)&lt;br /&gt;Son aldığım renkler kitabında ise mor renkteki arabaya ve pembe renkteki kızın yıldızlı asasına bayıldı.. Ve bunları resimden çekip almak istercesine eli ile tutmaya çalışıyor kuzum. Hatta uykusu geldiği bir sırada bunları çıkaramadığımız için epey huysuzluk etti, resimleri bana getirip “aç” diyordu, aç bizim için pek çok şey ifade eden bir fiil. Açmak, çıkarmak, yapmak gibi bir sürü şey yerine kullanabiliyoruz. Bir de resimlerde gördüğü kalemler üzerine mıknatıslı kalemini buldu fakat tahtasını epeyce aradı ama bulamadı. Çünkü içindeki sıvı çıktığı için biz onu atmıştık. Aslında 3 yaş altı için uygun değilmiş ama bizim kız kalem kullanmaya çok meraklı olduğu için almıştık. Ve yazı tahtasını aradığının ertesi günü gittik yeni bir yazı tahtası aldık, yazı tahtası ve kalemi ile çok mutluJ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Konuşmalar Başladı.. 30.03.08&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kızımla ilgili 3 ay kadar yazmayınca gelişmelerini pek çok başlıkta ayrı ayrı toplamak iyi olacak sanırım.. Gelişmelerden en öne çıkanlarından birisi konuşmaları, sözcükleri.. Önceleri sadece tek tek kelimeler kullanırken şimdi artık kelimelerini bize birşey anlatmak ya da yaptırmak için kullanıyor.&lt;br /&gt;Bunu ilk olarak dedesinin geldiğini bize anlatmaya çalışırken farketmiştim 2-3 hafta kadar önce. O gün bize dedesi gelmişti, ben işten geldikten sonra kuzucumla yatak odasına hasbıhal etmeye girince ilk iş dede dedi bana. Hmm deden mi geldi filan diye konuştuk biraz. Benden sonra babası geldi kızımın. Kızım ona da ilk iş dede deyince anladım ki haber veriyor. Şimdilirde çok bariz söylediğimiz kelimeler var ama bunun yanısıra pek çok şeyi de ilk 2 harfi ile söyleyebiliyor. Bariz söylediğimiz kelimeler mama, meme (emzik), anne, baba, dede, ejda (esra), çu(su), alo, bebe, ome(ömer aslında ama bütün çocuklar şu anda ömer onun için), gol (top balon gibi şeyler), alkııı (alkış), bak. Bunlar artık iyice alıştığımız kelimeleri.. Diğer iki harfli kelimelerine gelince ko (korktuğunu ifade ediyor), ka (kalem), pa (park), gi (gitti), be (bitti bi de eller yana açılıyor), çı(çıkar), aç. Bazen de bizim söylediğimiz şeyleri dili dönüyorsa gene ilk iki harfi ile söyleyebiliyor.. şimdilik iki kelimeli kolay cümleleri biz söyleyince peşimizden tekrar edebiliyor, dede gitti diyebiliyor mesela:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Oyunlarımız 30.03.08&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şu sıralar en sevdiğimiz oyun saklambaç. Teyzesi saklanıyor biz buluyoruz, hep en son bulduğumuz yerden aramaya başlıyoruz, sonra da benim verdiğim ipucları ile diğer yerleri arıyor ama inanılmaz zevk alıyor. Teyzesini bulup bana doğru kaçıyor.&lt;br /&gt;Artık fotoğraflara poz vermeyi öğrendi, bu benim için iyi bir haber. Çünkü neredeyse 3 aydır hiç fotoğrafı yoktu kızımın makinelere saldırdığı için.&lt;br /&gt;Bir diğer sevdiğimiz şey parka gitmek.. salıncakta az sallanıp sonra kaydıraka geçiyoruz şimdilerde kaydırakta merdivenleri kendi tırmanmaya çalışıyor..&lt;br /&gt;Kendi çamaşır dolabının üst katında içeri saklanıp cee oynamayı da çok seviyoruz.&lt;br /&gt;Ayırca teyzesi göbeğini yiyeceğinde saklanmayı bize doğru kaçmayı da çok seviyor, zaman zaman teyzesini böh diye korkutmayı da ihmal etmiyor.&lt;br /&gt;Bugün bir de aynadan yansıyan ışığı yakalama oyununu keşfettik, inanılmaz heyecanlandı yakaladığında çok mutlu oldu.. bak bak diye bize göstererek yakalıyordu, hatta ilk başta ayna kendi elindeydi o zaman hiç yakalayamıyordu sonra aynayı biz aldık ve yakalayabilmesi için kıyak geçtikJ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hareketler 30.03.08&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Önceleri merdiven çıkmayı bilmiyordu Elif, şimdilerde ise bunları öğreniyor. Yüksek yerlere tırmanmayı.. Mesela kalorifer peteğinin alt düğmesinin üstüne çıkmak, kitaplığın alt rafına çıkarak boyunu yükseltmek gibi. Ayrıca daha önceden bindiğinde pek zevk almadığı atlı karıncaya şimdi bayılıyor. Yanımızdan geçerken tek elini bırakıp bize el sallayarak gülümsüyor.&lt;br /&gt;Hala çocukların balonlarına doğru saldırıyor, henüz paylaşmayı ve birşeyin bi başkasının olduğunu çok fazla bilmiyor. Bunu anlatmaya ilk olarak babasının bilgisayar malzemeleri ile dolu dolaplarından başladım. Bu dolaplar babanın ve babadan başkası açamaz diye, sanırım zamanla bunları kural olarak algılayacaktır. Tabii mutfak dolapları benim açamazsın demiyorum, zaten desem de dinleyeceğini sanmıyorum. Mutfaktaki kap kacak oynamayı en çok sevdiği şeylerdenJ.&lt;br /&gt;Şimdilerde öğrendiği birşey gene: eğer birşey kıkı ise çöpe atılacaktır, o zaman çöpe atarız ve bir daha geri almayız. Bu tip direktiflerimizi artık anlıyor, birşeyi alıp teyzene götür ya da babana ver dediğimizde tam da dediğimizi yapabiliyor.&lt;br /&gt;Ayrıca inanılmaz bir bu bunundur gibi bir kuralcılığı var.. eğer o başörtü anneminse ondan başkası kullanamaz. O telefon babamınsa hemen ona götüreyim, babanneme yeleğini vereyim gibi pek çok eşyanın sahibini biliyor. Ama kendisi teyzesinin eşyalarına sahip çıkmayı çok seviyor. Zaman zaman teyzesinin tişörtünü evde elbise gibi giymiş dolaşırken görebilirsiniz.&lt;br /&gt;Ayrıca kıyafetleri ile de ilgileniyor artık. Bazen kendi dolabından bize elbise seçtirip onu gezdirmeyi ya da giymeyi çok seviyor.&lt;br /&gt;Uykusu geldiğini ve uyumak istediğini sadece esnemesi, gözlerini ovalamasından değil kıyafetlerini çıkarmak isteyişinden de anlıyoruz. Uyumak istediğinde çorabı pantolonu herşeyini çıkarmak istiyor.&lt;br /&gt;Televizyon büyüdüğünden beri eskisi kadar televizyona ilgisi kalmadı, tabii bu duruma en çok sevinen benim.. çok belli başlı 1-2 reklamı var. Garfield ve çocukların oynadığı, tabii turkcell tavuğunu da unutmamak lazım. Bunları izlemesine ben de ses çıkarmıyorum onun haricinde televizyonla pek bi haşırneşirliği yok çok şükür.&lt;br /&gt;Saçlarımız iyice uzadı fakat belli olmuyor çünkü altları kıvır kıvır. Yakın zamandan yaz gelip havalar ısınmadan önce kızımın en büyük saç kesimini yapmayı planlıyoruz inş. Birazcık kafası hava alsın fıstığımın.&lt;br /&gt;Öpmek istediğinizi belirttiğinizde gelip yanağını size uzatabiliyor hanımefendi. Biz de kızdığında omuzunuzdan yakalayıp ısırabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;a name="_MailAutoSig"&gt; &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-4515040161670967453?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/4515040161670967453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/4515040161670967453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2008/08/gzel-kzmdan-notlar.html' title='Güzel Kızımdan Notlar...'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-3026199728760961246</id><published>2008-01-02T22:34:00.000+02:00</published><updated>2008-12-12T03:36:03.986+02:00</updated><title type='text'>Yaşımıza Doğru...</title><content type='html'>3 gün sonra Elif Betülcüm dünya hayatındaki 1 senesini devirmiş olacak. İçten içe bir heyecan şimdiden sardı beni... Geçen sene bu zamanları, onu heyecanla bekleyişimizi, hafiften endişelenmemizi, hastaneye gidişimizi, ilk görüşümü, o anları tekrar tekrar hatırlıyorum. Allah'ın bir lütfu olsa gerek aklıma hiçbir acı, hiçbir zorluk gelmiyor. Adeta o heyecanı ve mutluluğu doyamadan yaşamışım gibi hissediyorum. Herhalde bir daha hiç bu kadar heyecan ve mutluluk olmaz sanıyorum, ilk olmanın kıymeti en çok burda olsa gerek... Geçen sene bu zamanlar bizi neler beklediğini az çok tahmin etsek de ne yaşayacağımızı hiç de bu kadar bilememişiz. Şimdi geriye dönüp baktığımda bazen zorlu ama çoğunlukla keyifli zamanları ne kadar çabuk geçirmişiz diyorum... Tabii Allah'a hamd etmeyi unutmadan, elhamdülillah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızım artık neredeyse 1 yaşında. Kocaman oldu:) Evet bana göre kocaman oldu, hala pekçok şeyi bir başkasının yardımı olmadan yapamasa da artık istediği şeyi işaret ediyor, bağırarak birşey istediğini belli ediyor. Susamışsa susadığını acıkmışsa acıktığını anlayabiliyoruz. Uykusu gelmişse gözlerini ovmasından, saçlarını çekiştirip kulaklarını kaşımasından biliyoruz uykusu geldiğini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada yazı yazmadığım günlerde bir bayram geçirdik. İlk bayramına göre (Ramazan) çok daha farklı idi bu bayram, çünkü çocuklara insanlara olan tepkileri iyiden iyiye arttı. Birileri ile birlikte olmaktan çok mutlu oldu, yüzünden gülücükler eksik olmadı. Yabancısı olduğu evlere gittiğinde bizim olmadığımız bir yere giderken benim de peşinden gitmemi istediğini belirtir şekilde durdu arkasına baktı:).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v-kSokVXI/AAAAAAAAAFM/Wz-L9scO1GI/s1600-h/DSC01631.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150990498259031410" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v-kSokVXI/AAAAAAAAAFM/Wz-L9scO1GI/s400/DSC01631.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v8CyokVVI/AAAAAAAAAE8/Pb-QQGjs0Yc/s1600-h/DSC01618.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150987723710158162" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v8CyokVVI/AAAAAAAAAE8/Pb-QQGjs0Yc/s400/DSC01618.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bayramda da pek hanım hanımcıktık&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürümesi iyiden iyiye düzeldi, çok uykusu gelip de yalpaladığı zamanlar hariç tabii. Oynamayı çok seviyoruz; oyun oynamayı zaten çok seviyoruz ama bir müzik eşliğinde şıkır şıkır oynamak da favorimiz. Değişik müziklere göre değişik ritimlerimiz var, kâh yana doğru sallanırken, daha ritmik müziklerde dizlerimizi kırarak oynuyoruz. Şimdilerde bir de parmak şıklatmaya çalışıyor kuzucuğum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v8CCokVSI/AAAAAAAAAEk/PFwfTTJHn44/s1600-h/DSC01532.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150987710825256226" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v8CCokVSI/AAAAAAAAAEk/PFwfTTJHn44/s400/DSC01532.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;İşte müziği ile oynamayı en çok sevdiği oyuncağı&lt;/em&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;Artık yemeklerini kendi yemek istiyor, birlikte vakit geçirirken özellikle haftasonları canının istediği gibi yemesi için serbest bırakıyorum, önceleri herşeyi elleri ile avuçlayarak ya da parmakları ile yerken şimdilerde çatal ve kaşık kullanmaya çalışıyor, tabii makarnaları parmağına yüzük gibi takıp yedirmiyorsak:) Kahvaltı yapmaya eskisi gibi hevesli değil maalesef ama çorba, yoğurt, meyve püresi, meyve, patates, makarna, sulu sebze yemekleri, pilav yemeyi sevdiği şeyler arasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son 1.5 aydır benim işlerimin yoğunluğundan dolayı cidden çok az vakit geçirebiliyorduk kızımla ama son 1-2 haftadır bayram ve yılbaşı tatilleri ile birlikte bunu biraz telafi ettik. Teyzesi ve babaannesi ile oldukça uyumlu, genelde ben yokken gayet uslu olduğundan bahsediyorlar (maaşAllah); ama ben gelince biraz naz niyaz olayları başlıyor. Çok da dert değil, ben onunla vakit geçirmekten istediklerini yapmaktan, yapmamamız gereken şeyleri anlatmaktan gocunmuyorum. Bir ara çorap ve havlu çekmecelerimize dolaplarımıza çok ilgi gösteriyordu ama şimdilerde çok pas vermiyor:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v8CiokVUI/AAAAAAAAAE0/MJR9OtaIBxI/s1600-h/DSC01585.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150987719415190850" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v8CiokVUI/AAAAAAAAAE0/MJR9OtaIBxI/s400/DSC01585.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bilgisayarın başına geçmiş olmanın vermiş olduğu mutlulukla&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda birkaç kere Profilo'da kızımı kendi haline bıraktım, yürüyerek istediği yerlere gitti; çok da mutlu oldu. Genelde gitmeyi tercih ettiği yerde kendinden küçük bebekler oluyordu ve kendisi çok büyükmüş gibi onları seviyordu. Dışarı çıkmayı artık daha çok seviyor, ama arabasında gezmekten çok hoşlanmıyor; kucakta olmak birinci tercihi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitaplara inanılmaz bir ilgisi var, benim başucu kitabım onun da başucu kitabı gibi:). Ama Allah'tan fazla yırtmaya hevesi yok, genelde kitapları karıştırıp resim varsa "aaaa" gibi tepkiler verip elinde gezdirmeye bayılıyor. Zaten yavaş yavaş masal anlatmaya, hikaye okumaya da başlayacağız artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v8CSokVTI/AAAAAAAAAEs/_fhAT3tpUB0/s1600-h/DSC01552.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150987715120223538" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v8CSokVTI/AAAAAAAAAEs/_fhAT3tpUB0/s400/DSC01552.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Annesinin favori kitaplarından birine sarılmışken&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir de şimdilerde hevesini aldığı ama birkaç hafta öncesine kadar bayıldığı telefonla konuşması vardı. Benim sesimi duyduğunda birşeyler anlatıyordu fakat tabii bebekçe ama bir o kadar da heyecanla. Ben ne olduğunu anlamasam da onun benim sesimi tanıması bana birşeyler anlatması cidden güzeldi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdıklarımdan da anlayacağınız üzere herşeyi o kadar hızlı değişiyor ki.. Hızına yetişmek cidden zor. Ama kaçırmamak için elimden geleni yapıyorum. Şimdilerde ben işten eve geldiğimde kapının önünde zıp zıp ve kocaman sesi ile beni bekliyor oluyor canımın içi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v8DCokVWI/AAAAAAAAAFE/ZXYpmw0rvII/s1600-h/DSC01620.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150987728005125474" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v8DCokVWI/AAAAAAAAAFE/ZXYpmw0rvII/s400/DSC01620.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Tıpkı buna benzer sevinçli halleri ile karşılıyor beni kapıda&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğum günü için ufak iki tane kutlama yapmayı planlıyoruz, bunun için davetiyelerimiz bile hazır. Belki Elifcim birşey hatırlamayacak ilk yaş kutlaması için ama en azından resimlerle ve video ile ona da bir hatıra bırakırız. İşte kızımın davetiyelerinden kareler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v-kiokVYI/AAAAAAAAAFU/7KLxSO2HeJs/s1600-h/kart1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150990502553998722" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v-kiokVYI/AAAAAAAAAFU/7KLxSO2HeJs/s400/kart1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v-kyokVaI/AAAAAAAAAFk/e8tmfOPb7xM/s1600-h/kart.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150990506848966050" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v-kyokVaI/AAAAAAAAAFk/e8tmfOPb7xM/s400/kart.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v-kiokVZI/AAAAAAAAAFc/L585NBiNPRk/s1600-h/kart2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150990502553998738" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v-kiokVZI/AAAAAAAAAFc/L585NBiNPRk/s400/kart2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v-kyokVbI/AAAAAAAAAFs/enBbIgAIKDc/s1600-h/yaz%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5150990506848966066" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v-kyokVbI/AAAAAAAAAFs/enBbIgAIKDc/s400/yaz%C4%B1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-3026199728760961246?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/3026199728760961246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/3026199728760961246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2008/01/yamza-doru.html' title='Yaşımıza Doğru...'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R3v-kSokVXI/AAAAAAAAAFM/Wz-L9scO1GI/s72-c/DSC01631.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-4599068364993630579</id><published>2007-11-20T23:40:00.000+02:00</published><updated>2007-11-20T23:57:58.251+02:00</updated><title type='text'>Oyun Oynamayı Çok Seviyoruz</title><content type='html'>Bahsettiğim hızlı gelişmelerden birisi kızımın bizimle paslaşarak oyun oynaması. Şimdi bu oyunlarımızdan kısaca bahsetmek istiyorum. Canım kızım seni de italikliyorum: &lt;em&gt;Bu yazıları yazmamın bir amacı da ileride senin kendinle ilgili hatıraları okuyup gülümsemeni sağlamak, bak bakalım neler yapıyormuşsun pıtırcık&lt;/em&gt;...&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Önceki yazımda bahsettiğim üzere kucak kucak yapınca kızım önceleri emekleyerek şimdileri ise yürüyerek kollarıma atlıyor fıstıkcım..&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Kendi heceleri, kelimeleri ile bize hızlı hızlı birşeyler anlattığı oluyor. Öyle zamanlarda onun söylediği şeyleri ben tekrar etmeye çalışınca bana kahkahalarla gülüyor. Bu kahkahalar dediğim abartı değil, gülüyor kikir kikir kafasını geriye atıp ellerini dizlerine vurarak. Sanırım kızımın mizah duygusu gelişiyor:). Söylemeye çalıştığım kelimelere gelince "dikdikdik", "lıgıllıgıllıgıl", "mamma", "babba", "edda", "abba", "immla".&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bazen benim hareketlerimi izlerken de zaman zaman komiğine gidiyor, şöyle ki ben bale (!) yaparken, mekik çekerken kızımı gülmeden edemiyor..&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Pek çoğumuz biliriz, küçük çocuklarla oynanan cüppen cüppen oyunu vardır, ufaklığın ellerinden tutup birbirine vurup cüppen cüppen der ellerini yüzümüze sürerken de kedi yüzümü yalamııış diye ekleriz. Bu çocukların nedense çok hoşuna gider. Bizim ufaklık hala bu oyunu çok seviyor, ama sevdiği diğer birşey ise benim ellerimi tutup cüppen cüppen yaptırmak sonra da kikirdemek.. Bu arada bir de "portakalı soydum başucuma koydum ben bir yalan uydurdum duma duma dum..." diye başlayan tekerleme ile parmaklarımızı saymak da çok hoşuna gidiyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Bir de kızımla top oynayıp yerlerde yuvarlanmamız var. Aslında ben oynadığımız oyunun mantığını çok kavrayamadım. Topu kızıma atıyorum, o da bana atınca kaleci misali topu yakalıyorum o da benim üstüme gelip topu alırken kikirdiyor. Ama ben topu ona atınca ciddi bir şekilde topu tekrar bana atıyor, ille bendeki topu yakalaması lazım sanırım:). &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Daha yeni taptaze öğrendiğimiz bir şey ise merhaba yapmak. Merhaba diye elimizi uzatınca o da elini bize uzatıp elimizi tutuyor, biz de tanışma merasimi yapıyoruz.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Gene birlikte oynamaktan hoşlandığımız birşey "tık" yapmak. Nedir "tık" yapmak derseniz kafamızı birbirine yaklaştırıp "tık" diye vurmak... Hadi "tık" yapalım deyince yumurta kafalar olup tokuşuyoruz. Tabii o henüz hızlı vurmanın zararını bilmediğimden bizim dikkatli olmamız gerekiyor.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Şu sıralar kızımızın fotoğrafını çekmek için epeyce uğraşmamız gerekiyor. Çünkü fotoğraf makinasını gördüğü an almak için hamle yapıyor ve poz vermiyor. Herhalde bir çözüm yolu buluruz buna:).&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;Son bir not kızımızın yürümeye başlama tarihlerini not edelim. 8-9 Kasım'dan bu yana ellerini bırakıp yürümeye başladı ve son 4-5 gündür uzun mesafe (2-3 mt. :)) yürüyüşler yapabiliyor yalpalayarak.. Bakalım ne zaman artık kızımın elinden tuttum dışarı çıktık birlikte diyeceğim...&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-4599068364993630579?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/4599068364993630579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/4599068364993630579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/11/oyun-oynamay-ok-seviyoruz.html' title='Oyun Oynamayı Çok Seviyoruz'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-2370782405420882953</id><published>2007-11-20T23:16:00.000+02:00</published><updated>2008-12-12T03:36:04.731+02:00</updated><title type='text'>Uygun Adım İleri</title><content type='html'>&lt;div&gt;Belirgin bir şekilde bazı zamanlar kızımın gelişimi daha hızlı oluyor, sanki pek çok şeyi bir anda yapmaya başlıyormuş gibi geliyor, adeta bir gelişim eşiğini atlar gibi.. Gene bu aralar o zamanlardan birini yaşıyoruz sanki.. Niye derseniz interaktif oyunlarımız birdenbire çoğaldı. Kızıma kucak kucak diye kollarımı açtığımda bir hevesle koşarak emekleyerek kucağıma atlıyordu 2-3 hafta öncesinde.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R0NTEQjNFqI/AAAAAAAAAEI/67bCfGCiceY/s1600-h/DSC01208.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5135039332759705250" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R0NTEQjNFqI/AAAAAAAAAEI/67bCfGCiceY/s400/DSC01208.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdilerde gene kucak kucak yaptığımda kucağıma atlıyor ama bir farkla bu sefer yürüyor. Kızım artık yürüyor, çat pat düşe kalka sendeleyerek ama olsun.. Bu gelişimi izlemek öyle değişikki.. Geriye dönüp baktığımda adeta bir sevk-i İlahi görüyorum. Evvela hareketsizken kanepenin üzerinde yatmasından hiç rahatsız olmazken gitgide sağa sola dönmeye başladı. Şimdilerde çok kolay yaptığı ama o zamanlar ne kadar gayret sarfettiği yüzüstü dönme çabaları.. Yüzüstü döndükten sonra kafasını uzun süre ayakta tutmaya çalışması birşeylere uzanması.. Derken ilk emekleme gayretleri, şimdi çok rahat emeklerken ilk zamanlar komando gibiydi.. Kolları ile ileri atılıp vücudunun geri kalanını sürükleyerek çekiyordu, bir büyük için bile o kadar zor bir hareket ki bu.. Nasıl bir gayretle vücudunu kendi kendine hareket ettirmeye çalışıyordu kuzum. Sonra emeklemesi biraz kolaylaşınca oturma çabaları başladı ve birgün pat diye kendi kendine oturabilmeye başladı.. İşte o zaman pek çok şey daha da kolay oldu, oturarak oyun oynadı canı istersen emekledi bir yerlere gitti.. Ama gene de yetmedi kanepelere tutunarak ayağa kalkmaya çalıştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R0NTFAjNFsI/AAAAAAAAAEY/5oBXwDt6iok/s1600-h/DSC01227.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5135039345644607170" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R0NTFAjNFsI/AAAAAAAAAEY/5oBXwDt6iok/s400/DSC01227.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İlk zamanlar öyle zordu ki bu, kaç kere poposunun üzerine geri oturdu, sırtüstü yuvarlandı ama yılmadı. Kanepelerde yürümeye başladıktan sonra artık yürümesini bekliyorduk, ama tutunarak yürüme kısmı epey uzun sürdü. Neredeyse 2 aydır bir yerlerden tutunarak yürürken son zamanlarında ellerini bırakıp dayday durmaya başladı, ve daydaydan 1-2 hafta sonra bir baktıkki kısa mesafelerde 1-2 adım az cesaretle 2-3 adım derken şimdi yalpalaya yalpalaya yürüyor canım kızım. Bu yaptıklarının hiçbirisini biz göstermedik, yapması için çaba harcamadık, Allahın lütfu olduğu aşikar bir şekilde sırası geldikçe birşeyleri denedi ve yaptı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R0NTEwjNFrI/AAAAAAAAAEQ/XP0c9SIiK8A/s1600-h/DSC01200.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5135039341349639858" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R0NTEwjNFrI/AAAAAAAAAEQ/XP0c9SIiK8A/s400/DSC01200.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-2370782405420882953?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/2370782405420882953'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/2370782405420882953'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/11/uygun-adm-ileri.html' title='Uygun Adım İleri'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/R0NTEQjNFqI/AAAAAAAAAEI/67bCfGCiceY/s72-c/DSC01208.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-4502137979004976038</id><published>2007-11-07T23:14:00.000+02:00</published><updated>2008-12-12T03:36:05.880+02:00</updated><title type='text'>ElifBe'm Büyüyor: 9 Ağustos 2007</title><content type='html'>&lt;div&gt;Her ne kadar gelişmelerin arasını fazla açmayacağımı söylesem de zamanın nasıl geçtiğini anlamadan haftalar aylar bitiyor. Ben fırsat bulmuşken gene kızımdan bahsetmeye devam edeyim.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kızım artık iki heceli kelimeler söylüyor, şarkı söylüyor. Anlayacağınız oldukça sesli bir bebeğimiz var, bazılarını biz anlamasak da kendince geliştirdiği kelimelerle bizimle konuşuyor. Bazen bazı kelimelere takıyor ve tüm gün onu söylediği oluyor; bazense daha önceden söylediği kelimeleri unutuyor ve bir daha kolay kolay telaffuz etmiyor. Bizim şimdiye kadar anlayabildiğimiz söylediği kelimeler şöyle: dedde, baba, adda, anne, annanne, ay, dadda. Önceleri tek tük böyle kelimeler söylerken dedesi ile kamera ile görüşme yaparken dedde demeye başladı. Bütün gece hiç durmaksızın dedde dedi hatta uykuya dalarken fısıltı şeklinde dedde diyordu. Sonra bir süre anne demeye taktı kızım (ben çok mutlu oluyordum tabii bunu söylediğinde). Farkettiğim birşey var, şöyleki kızım sevindiğinde, mutlu olduğunda ya da birşey istediğinde bu kelimeleri daha çok söylüyor, daha heyecanlı oluyor. Sanırım bu kelimelerle bizle iletişim kurmaya çalışıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RzI2USW3eJI/AAAAAAAAADw/e3qBhaT1oFs/s1600-h/DSC01088.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130222647681448082" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RzI2USW3eJI/AAAAAAAAADw/e3qBhaT1oFs/s400/DSC01088.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kızım ben işteyken teyzeleri ile birlikte kalıyor. Onlar şarkı söylerken o da çığlıklarıyla eşlik ediyor, zaman zaman da kendisi oyun oynarken şarkı söyleyebiliyor. Hatta bu aralar kızım bizin şarkı söylediğimizi duyunca ayakları üztünde zıplayarak oynamaya başlıyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sürpriz haber Elificiğin bir tane dişi çıktı. Diş çıkarma sıkıntıları çektiğini görebiliyorduk. Gece huzursuz uyumalar, sık uyanışlar, iştahsızlık, kaşıntı ve arasıra ateşlenme ile. Kızımın çok sevdiği birşey var; dişleri kaşınırken bir soda şişesini ağzına alıp dişetlerini kaşımayı çok seviyor. Ve birgün soda şişesini verdiğimde çıt diye bir ses duydum ve evet kızımın ilk dişinin ilk ben gördüm:). 1 Ağustosta kızımın ön dişlerin sol alttaki çıkmış oldu, hemen not ettim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RzI2XiW3eLI/AAAAAAAAAEA/yZ69H5PapQI/s1600-h/DSC01044.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130222703516022962" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RzI2XiW3eLI/AAAAAAAAAEA/yZ69H5PapQI/s400/DSC01044.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu arada 6 ayını doldurduğu için zaman zaman oturtup yanlarına destek koymaya başladım. Ama 3 Ağustos günü gördüğüm şey beni çok mutlu etti. Kızım emeklerken durdu, hafif doğruldu ve kendini arkaya atıp oturdu kendinden emin mutlu bir şekilde. Açıkçası ben oturmaya böyle başlayacağını tahmin etmemiştim, bizim yanlarına koyduğumuz destekleri zamanla kaldıracağız ve alışacak diye düşünmüştüm. Son zamanlarda ise kızım sadece oturmakla yetinmiyor, kanepelere sandalyelere uzanıp onlara tutunarak ayağa kalkmaya çalışıyor.Şimdiye kadar bizim desteğimizle kalkabiliyordu ama en son dün (8 Ağustos) kendisi kalktı ayağa. Bir yere tutunmuş olarak ayakta durmayı çok seviyor; ben artık 'day day day' çalışmalarına başlamayı düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RzI2TCW3eII/AAAAAAAAADo/-KFz3bYzHeo/s1600-h/DSC01028.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130222626206611586" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RzI2TCW3eII/AAAAAAAAADo/-KFz3bYzHeo/s400/DSC01028.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşyerinde arkadaşlarla konuşurken bebeklerin/çozukların TV syretmesinin zararlı olduğunu, beyin gelişimini olumsuz etkilediğini öğrenince şaşırdım açıkçası. Gereksiz programları izlemesini zaten düşünmesem de en azından çizgi film gibi programları izlemesinin iyi olacağını sanıyordum. Ama ilk 3 yaşında çocuklara hiç TV izletmemek en iyisiymiş (&lt;a href="http://www.televizyonseyretmiyorum.com/"&gt;http://www.televizyonseyretmiyorum.com/&lt;/a&gt;). Ben de bunun için elimden gediğince TV seyrettirmiyorum artık. Bir şekilde TV açıksa reklamlar dikkatini çekiyor ama fazla uzatmadan kapatıyorum. TV seyretmemesi gerekmesinin sebebine gelince bebeğin bilinci henüz birşeyleri ayırt edemediği için zararlı şeyleri direk kaydediyormuş, bunu engellemek için seyrettirmemek gerekiyormuş.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kızım hareketlenmeye başladıktan sonra onun oyun alanı halı üzerine açtığımız bir çarşaf oldu. Oyuncaklarını da örtünün üzerine bırakınca eğer canı oyun oynamak istiyorsa gönlünce oynuyor. Şimdilerde artık oyun davranışları çok çeşitlendi. Sadece yere yatıp oyuncaklarını eline alarak oynamıyor artık. Onlarla yuvarlanıyor çekiştiriyor sallıyor. Tabii büyüdükçe ona uygun oyuncaklar almaya çalışıyorum. Mesela artık içinde tırtıl kelebek kurbağa gibi hayvanların resimleri olan bir kitabı var, üstüste koyduğumuzda yıkmayı çok sevdiği küpleri var. Dışarı çıkıp zaman geçirdiğimizde, eve geldiğince oyuncaklarını çok özlemiş oluyor; onlarla oynamaya bayılıyor. Niyetim bir başka yazıda detaylı olarak oyuncaklarını ve oyunlarını anlatmak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RzI2RCW3eHI/AAAAAAAAADg/qFyxkYolDaA/s1600-h/DSC00501.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130222591846873202" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RzI2RCW3eHI/AAAAAAAAADg/qFyxkYolDaA/s400/DSC00501.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Artık Elifcikin yiyecekleri de oldukça çeşitlendi. Her türlü meyveyi yiebiliyor, muhallebi yiyor. Ayrıca bizim her sofraya oturuşumuzda o da bize eşlik ediyor. Kahvaltı yapıyor, yemek sularından salata sularından yiyebiliyor. Patates, makarna, çorba ve sebzelerden yiyebiliyor. Bunların dışında bazen eline salatalık, elma, armut gibi sert ve koparamayacağı yiyecekleri veriyoruz ki kendisi de yemeye alışsın. Bazen küçük parçaları da eline bırakıyorum, yüzde yüz başarılı olamasa da büyük kısmını ağzına götürüp yiyebiliyor.&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RzI2WiW3eKI/AAAAAAAAAD4/EMVS4Ob3fpo/s1600-h/DSC00416.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130222686336153762" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RzI2WiW3eKI/AAAAAAAAAD4/EMVS4Ob3fpo/s400/DSC00416.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Şimdiye kadar ben evden çıkarken arkamdan bakıp kalsa da hoşlanmasa da fazla tepki göstermiyordu. Fakat artık gitmemi istemediğini açıkça belli ediyor; ağlayarak, kucağıma gelmek istiyerek ve benden gitmek istemeyerek. Böyle iken ayrılmak daha da zor oluyor. Bazen kapıdan çıktıktan sonra kucağıma alığ merdivenlikte dolaşıyoruz, o zaman teyzelerine attığı havayı, sevinci görmelisiniz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-4502137979004976038?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/4502137979004976038'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/4502137979004976038'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/11/elifbem-byyor-9-austos-2007.html' title='ElifBe&apos;m Büyüyor: 9 Ağustos 2007'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RzI2USW3eJI/AAAAAAAAADw/e3qBhaT1oFs/s72-c/DSC01088.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-8777186968080099798</id><published>2007-06-14T00:02:00.000+03:00</published><updated>2007-06-14T00:02:47.676+03:00</updated><title type='text'>Peynir Reçel Ekmek yedim kahvaltıda...</title><content type='html'>Bugün 10 Haziran ve biz çekirdek aile olarak birlikte kahvaltı yaptık. Birlikte diyorum çünkü biz kahvaltı yaparken kızım da müdahil olmak istiyor. Ve biz de fazla kayıtsız kalamadık. Babası ekmek ve çilek reçeli ile kızına kıyak geçti, ben de eksik kalmamak için kaymak peynir ve ekmek ile kıyak geçtim:). Evet kızımız artık yeni şeylerin tadına bakmak istiyor, merak ediyor. Biz birşeyler yerken hevesle bize doğru atılıyor, hatta ağzını şapırdattığını bile söyleyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok uzun zaman oldu blogumuzu yenilemeyeli. Aslında epey gelişmeler oldu, hep yazmak istedim ama biraz yoğunluk biraz telaş derken kaldı. Hazır başlamışken aklıma gelenleri yazayım. Elimde tarih notları ile tuttuğum bir liste var genelde ilkler listesi gibi, buyrun bakalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24 nisan: Kızım artık iyice hareketlendi ve yana dönme çabalarını bir adım ileri götürüp kimsenin desteği olmadan yüzüstü döndü, tabi bu biraz acemice bir yüzüstü dönüştü kolları gövdesinin altında kaldı ama olsun döndü ya, artık teyzelerinin tabiriyle sırtüstü düşmüş böcek gibi debelenmiyor yüzüstü dönmüş böcek gibi debeleniyor:)...&lt;br /&gt;2 mayıs: Bugün kızım denize ilk defa bu kadar yaklaştı, hafif yağmurlu bir günde ilk motor gezisini yaptı. Gerçi buna gezi diyemeyiz, Üsküdar’dan Beşiktaş’a zorunlu geçişti ama olsun kızım deniz kokladı.&lt;br /&gt;4 mayıs: Bebek gelişimi ile ilgili okuduğum şeyleri kızımda gözlemlemeye çalışmak çok zevkli. Okuduklarımdan birisi de ‘ce’ oyununa tepki vereceği idi. Bugün ‘ce’ oynamak çok hoşuna gitti, güldü kıkırdadı bir sürü...&lt;br /&gt;6 mayıs: Bugün çayını içerken (gaz için içtiği rezene çayı) biberonunu kendisi iki eli ile tuttu.&lt;br /&gt;29 mayıs: Birkaç haftadır kızım ayaklarını tutmaya çalışıyor. İlk olarak elleri dizlerine kadar yetişiyordu, dizlerini tutuyordu. Özellikle altını açmak için pantolonunu çıkarıp bacakları açıldığında dizlerini tutup tırnakları ile çiziyordu. Sonra sonra elleri ayaklarına yetişmeye başladı, bazen uyurken bile elleri ayaklarında dalıyordu uykuya. 29 mayısta ise altını açtığımda bir baktım ki ayak baş parmağı ağzında:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not aldığım ilkleri yazdıktan sonra artık kızımı gönlümce anlatmaya devam edeyim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızımla hayatımızda çok köklü bir değişiklik oldu.. Ben çalışmaya başladım. Ayrılık bulutları üzerimizde dolanmaya başlamıştı ve en nihayetinde ayrıldık, koskoca bir 8 saat birarada olamıyoruz kızımla... Ben işe başlamadan 1 hafta önce teyzemiz geldi Konya’dan ve kızımla birlikte teyzesi ile elimizden geldiğince iyi vakit geçirmeye çalıştık. Onun daha öncesinde de ev hanımı modunda gündüz gezmelerine gittik kızımla... Bu arada havalar da oldukça ısındı ve artık kızım yazlıklarla tanıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayılı gün çabuk geçer derler ya, aynen öyle oldu ve 20 mayıs günü kızımın babaannesini alıp evimize geldik, artık 21 mayıs staj ve 22 mayıs da benim işe başlayacağım gün olarak önümüzde duruyordu. 3 çocuk yetiştirmiş bir anne zaten olanı biteni bildiğinden sadece biraz kızımın uyku düzeni, beslenmesi gibi konularla geçti 21 mayıs. Ve büyük gün... Uzun aslında kısacık – 5 ay 1 hafta – süren izinden sonra işe dönüyordum, nasıl olacak nasıl geçecek heyecanı ile huzursuz bir geceden sonra 22 mayıs sabahına uyandık. Hani ilkokula başlarken bir heyecan bir mide burulması olur ya öyle bir hisle çıktım evden güçlü olmalıyım alışacağım cümleleri beynimde.. Gün içerisinde birkaç kez dayanamadım, evden çıktığımda, telefonda sesini duyduğumda, öğlen evden dönerken... Derken günler geçmeye başladı. Öğleden önce 4 saat öğleden sonra 4 saat çalışma şeklinde.. Bu 4 saatlerde bir kez süt içiyor, bir kez elma ya da yoğurt yiyor kızım. İlk hafta uyku düzeni yok oldu, ben evde yokken sadece yarım saat filan uyuyordu, bazen hiç uyumuyordu ama ben çalışmaya başlayalı 4 hafta oldu ve kızım artık ben yokken günde 2 kere uyuyor. Eve gidince karşılaması o kadar sevinçli ki... Bir anda kucağıma atlıyor, mutlu oluyor.. Kâh nazlanıyor, kâh gülücükler atıyor ve en çok da aç oluyor:).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tabii bu arada hızla büyüyor. Evdeyken hızlı geçen günler, çocuk da yaparım kariyer de modunda daha da hızlı geçiyor. Sabah kalkıp hazırlandıktan sonra kızım uyanıksa biraz onunla cıvıldıyoruz, sonra babaannesi ile o bizi uğurluyor. En kötüsü de kapıyı kapatırken ardımdan bakakalması... Daha sonra ben öğlene kadar işte oluyorum ve 1,5 saat öğle tatiline geliyorum. Karın doyurma, oynaşma gülüşme zamanlarımız daha kısa ama daha yoğun oluyor artık... Kızımla en sevdiğim şey ise sarmaş dolaş olmak, onu hop kaldırmak sımsıkı sarılmak yatağın üstünde yuvarlanmak kucaklaşmak... Hepsi de çok hoşuna gidiyor ve benden gülücüklerini esirgemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle tatilinden sonra 4 saat daha çalıştıktan sonra akşam artık kızım uyuyana kadar maksimum zamanı ona ayırmaya çalışıyorum. Havalar iyice ısındığı için 2 günde 1 banyo yaptırıyoruz. Suda kalmayı çok seviyor taa ki sıra saçlarını yıkamaya gelince. Bir kere babası ile yıkarken ağzına su kaçırdık galiba, o zamandan beri saçı yıkanırken tedirgin oluyor. Genelde en geç 10-11 gibi uyuyor kızım. O zamana kadar onunla bol bol vakit geçirmeye ve birlikte geçiremediğimiz zamanın acısını çıkarmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen hafta birkaç gün huzursuzdu kızımız, sıcaklardan mı dişlerden mi tam bilemedik ama geceleri ateşlendi. 1 Haziran akşamı ateşi 38 derece civarında idi. İlk kez fitil kullandık o ateşini düşürdü ama ertesi gün gene ateşlendi. Banyo yaptırdık o biraz rahatlattı ve o günü de öyle atlattı. Tabii bu arada keyfi kaçık ve mızmızlanma modunda idi. Pazar günü fazla bir şikayeti olmadı ama Pazartesi günü isilik oldu... Alnı, gözlerinin çevresi, karnı kıpkırmızı oldu. Ateşten olabilirmiş, banyo yaptırdık, gece ateşlendi fitil verdik ondan sonra rahatladı ve ertesi gün epeyce toparlamıştı. Bu kadarcık rahatsızlıkta bile şikayetini söyleyemediğinden insan telaş ediyor, üzülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde kızım daha bi dillendi, hareketlendi. Hareketlendi emekliyor mu derseniz hayır emeklemiyor ama vücudunu artık istediği gibi çevirebiliyor. Odada istediği yere yuvarlanarak gidebiliyor. En komik hali ise –henüz fotoğrafını yakalayamadım— ters V şeklinde durup kendisini yana bırakıvermesi... Nedense annesinin şarkı söylemesini çok seviyor, hemen gülmeye başlıyor, belki de sesimin güzelliğine gülüyordur:). Diğer sevdiği şey ise saçlarımı çekmek ve yüzümü tırmalamak... Yüzümü ona yaklaştırdığımda elleri ile incelemeye başlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bu aralar uykusunda da çok hareketli Elif Betül.. Bazen uyuyunca emziği bırakıyor, alıp yastığının kenarına koyuyorum. Sonra bir daha bakıyorumki emzik ağzında:) Ayrıca uykulu kalkıp yüzüstü dönüp uyuduğu da oluyor bazen, bundan biraz tedirgin oluyorum ama onun keyfi yerinde oluyor. Diğer birşey ise beşiğinin kenarından tutup kendini kaldırmaya çalışması, beşiğin içindeki yatağı alçaltma zamanı geldi galiba..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte uzun süredir yazmadığım değişiklikler böyle.. Bundan sonra bu kadar ara vermeden sık sık yazmaya çalışacağım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-8777186968080099798?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/8777186968080099798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/8777186968080099798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/06/peynir-reel-ekmek-yedim-kahvaltda.html' title='Peynir Reçel Ekmek yedim kahvaltıda...'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-8539743482064865451</id><published>2007-04-25T16:17:00.000+03:00</published><updated>2007-04-25T16:41:18.735+03:00</updated><title type='text'>Konya Dönüşü Yeni Şeyler..</title><content type='html'>Konya'dan eve dönmek Elif Betül'e biraz zor geldi. İlk zamanlar kalabalık ortamı epeyce aradı. Döndüğümüz ilk gün babaanne, dede, hala ve Fatma Ablası babasının doğum gününe geldiği için gene fazla yalnızlık çekmedi. Ama ilerleyen günlerde başbaşa kalınca yanından hiç ayrılmamamı istedi, bazen çok canı sıkıldı huysuzluk etti derken yavaş yavaş bu duruma alıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi bu arada bir de aşı ve doktor kontrolü vardı. Doktor amcası gelişimini çok beğendi, ama ek gıdalardan tattırmamızı da önerdi. 22 Mayıs'ta ben işe başlayacağım için bu zaten gerekiyor. Şimdilik verebileceğimiz gıdalar yoğurt, elma suyu, elma püresi, sebze çorbası... Biz de azar azar sadece damağı alışsın diye tattırıyoruz. Amaaa Elif Hanım son günlerde tatmak değil doymak istiyor. Akşam yemeklerinde biz yiyip de ona birşeyler vermediğimiz zaman ciddi ciddi kızıyor ve yemek istiyor:). Neredeyse nöbetleşe yemek yiyoruz babasıyla, biraz o kızını avutuyor ben karnımı doyuruyorum, biraz ben avutuyorum Elif'i o karnını doyuruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca dün (24 Nisan) yan dönme çabalarını bir adım ileri götürdü ve yüzüstü döndü ilk defa. Artık teyzelerinin sırtüstü düşmüş böcek gibi çırpınıyor dedikleri Elif yüzüstü dönmüş ama kolları gövdesi altında kalmış böcek gibi çırpınıyor:). Herhalde yakında kollarını çıkarabilmeyi başardığını göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konya'ya gitmeden önce aldığımız ama pek yüz vermediği oyuncakları ile artık oynuyor. Aslında oynadığında zevk alıyor mu bilmiyorum çünkü oyuncaklara biraz hırçın davranıyor. Ama bu biraz da tutmayı henüz tam olarak beceremediğinden olsa gerek, zamanla araları düzelecek bence:).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada çıkardığı sesler oldukça çeşitlendi. Özellikle uykusu varken ciddi ciddi birşeyler anlatıyor kendi dilinde ama biz anlamıyoruz. Ben 'ağğğğnnniee' gibi birşeyler dediğini iddia ediyordum, en son geçen gün babamız da ya bu çocuk gerçekten anne diyor dedi:). Gerçi şu durumda 'anne'yi henüz bana demiyor, ortaya söylüyor ama ben üstüme alınıyorum. Tabii babası da 'ba-ba' hecesini sıkça tekrar eder oldu:).&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-8539743482064865451?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/8539743482064865451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/8539743482064865451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/04/konya-dn-yeni-eyler.html' title='Konya Dönüşü Yeni Şeyler..'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-5477234219365726090</id><published>2007-04-05T00:00:00.000+03:00</published><updated>2008-12-12T03:36:06.993+02:00</updated><title type='text'>Elif Betül ve Bahar</title><content type='html'>&lt;div&gt;Baharın ilk zamanlarını kızımla Konya'da karşıladık. Havalar tam olarak ısınmadı ise de zaman zaman güneş güzel yüzünü gösteriyor. Böyle fırsatları kaçırmadan Elif Betül'ü hava alsın diye bahçeye çıkarıyoruz. Henüz bahçe keyfi yok, genelde temiz havayı aldıktan 5-10 dk sonra mışıl mışıl uyumaya başlıyor:).&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQS2M6dUXI/AAAAAAAAAC4/o1ZjM8y3-94/s1600-h/elifbahar1.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5049681804577821042" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQS2M6dUXI/AAAAAAAAAC4/o1ZjM8y3-94/s400/elifbahar1.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İşte Elif'in ilk bahçe tecrübeleri, henüz çiçekler açmamış.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQS2M6dUYI/AAAAAAAAADA/78OiMjIsKj8/s1600-h/elifbahar2.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5049681804577821058" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQS2M6dUYI/AAAAAAAAADA/78OiMjIsKj8/s400/elifbahar2.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Tomurcuklar açmaya hazırlanırken...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQS2c6dUZI/AAAAAAAAADI/CuZR0wcRBA0/s1600-h/elifbahar3.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5049681808872788370" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQS2c6dUZI/AAAAAAAAADI/CuZR0wcRBA0/s400/elifbahar3.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Temiz havayı alan Elif Betül'ün uyumaya başlaması:)&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQS2c6dUaI/AAAAAAAAADQ/NL9rT4Fmy4w/s1600-h/elifbahar4.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5049681808872788386" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQS2c6dUaI/AAAAAAAAADQ/NL9rT4Fmy4w/s400/elifbahar4.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ve çiçekler açmış sonunda.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQS2s6dUbI/AAAAAAAAADY/7V1q7JAvHTg/s1600-h/elifbahar5.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5049681813167755698" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQS2s6dUbI/AAAAAAAAADY/7V1q7JAvHTg/s400/elifbahar5.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Çiçekler, Elif Betül, babası ve annesi:) İşte bahar bu olsa gerek...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-5477234219365726090?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/5477234219365726090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/5477234219365726090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/04/elif-betl-ve-bahar.html' title='Elif Betül ve Bahar'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQS2M6dUXI/AAAAAAAAAC4/o1ZjM8y3-94/s72-c/elifbahar1.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-1168967670035900026</id><published>2007-04-04T13:11:00.000+03:00</published><updated>2008-12-12T03:36:08.017+02:00</updated><title type='text'>Gozlemler... 28 Şubat 2007e Ait...</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Benden size hediye:)&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Elif Betül şimdiye kadar zaman zaman göbeğinin oynadığını hissedeceğim kadar net kahkahalar atardı uykusunda. Bunlarda ses çıkarmaz sadece kahkaha arası nefeslerini duyardım. Az önce ilk defa sesli olarak kahkaha attı. Öyle ki kızımdan şimdiye kadar duyduğum en kuvvetli sesti bu.&lt;br /&gt;Yaklaşık 1,5 haftadır çok güzel gülücükler atıyor kızım. Bunlar genelde keyifli olduğu zamanlarda (en çok sabahları) siz karşısında konuştuğunuzda oluyor. Henüz ses çıkaramıyor ama kocaman bir gülücüğü esirgemiyor sizden. Herhalde sadaka olan gülümsemenin en masumları en güzelleri bunlar... &lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7PejsZ4uI/AAAAAAAAAAc/NUGVRkpFjWI/s1600-h/g%C3%BCl%C3%BCc%C3%BCkK%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5039193156958675682" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7PejsZ4uI/AAAAAAAAAAc/NUGVRkpFjWI/s400/g%C3%BCl%C3%BCc%C3%BCkK%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;işte yakalayabildiğim gülücüklerden bir tanesi...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Duramıyorum napayım...&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Hareketlerine gelince sırtüstü yattığında ellerini ve ayaklarını kaldırarak oynuyor ve kalkmak istiyorsa bir sıkıntısı varsa yan tarafına dönüp ayaklarını ve başını kaldırarak size uzanıyor.&lt;br /&gt;En büyük zevklerinden biri sabahleyin oturma odasına geldiğinde tek tek akvaryum, soba borusundaki demirlerdeki eşyaları ve duvardaki Hz. Allah (c.c.) ve Hz. Muhammed (s.a.v.) tablolarını incelemek. Akvaryum ve tablolarda bir değişiklik olmuyor ama aynı gün içerisinde demirlerdeki eşyaları değiştirirsek hemen farkediyor ve daha bir dikkatle inceliyor. Ayrıca konuşmayı çok sevdiği bir kanepesi var:). Üzerindeki simli çizgiler oldukça dikkatini çekiyor ve hoşuna gidiyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7PfDsZ4xI/AAAAAAAAAA0/SiAUJF2TPOM/s1600-h/sobaborusu.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5039193165548610322" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7PfDsZ4xI/AAAAAAAAAA0/SiAUJF2TPOM/s400/sobaborusu.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;kızımın kanepede kafasını kaldırınca gördüğü manzara:)&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;burada bazen onun çamaşırlarını kurutuyoruz o zaman &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;nerede benim oyuncaklarım der gibi daha bi dikkatli bakıyor:)&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7PfDsZ4yI/AAAAAAAAAA8/oizBQSEbnkE/s1600-h/tablo.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5039193165548610338" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7PfDsZ4yI/AAAAAAAAAA8/oizBQSEbnkE/s400/tablo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;oturma odasına geldiğinde dikkatle incelediği tablolar ve ney:)&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7PezsZ4vI/AAAAAAAAAAk/Ed3YHG2F2-Q/s1600-h/akvaryum.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5039193161253642994" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7PezsZ4vI/AAAAAAAAAAk/Ed3YHG2F2-Q/s400/akvaryum.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;işte bu da çok sevdiği balıkları, akvaryuma uzak bir yere&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;oturduğumuzda o tarafa doğru uzanarak yakınlaşmamızı&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;istiyor ve sıkılmadan dakikalarca inceliyor.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7PezsZ4wI/AAAAAAAAAAs/Cpqe3Yei0oA/s1600-h/kanepe.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Bunlar da ne:)&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 1 haftadır eldivenlerinden azat ediyoruz onu. Şimdilik ellerini bir bütün olarak algılıyor, öyle hareket ettiriyor. Sadece bazen elleri saçlarına takılırsa onları çekebiliyor:). Ayrıca tüm yumruğunu ağzına sokmaya çalışıp şapırdatarak emmeyi çok seviyor. Tabii arasıra kazalar da vuku buluyor. Tırnaklarını iyice kısacık kesmeye cesaret edemediğimden bazen yüzünü çizebiliyor, kendi kendini ağlatabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Acıktımmmm!!&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Acıktığında onu sakinleştirmek pek mümkün değil. Bir hışım emzik emişinden veya dilini şapırdatışından ve en sonunda sabrı tüketince ağladığından onun acıktığını anlayabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Şıp şıp şıp ne güzel...&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;Sudan korkarsa diye endişeleniyordum ama çok şükür korkmadı. Sadece ilk banyosunda birazcık ürktü. Ama onun dışında banyo yapmayı seviyor, banyo sırasında çırpınmıyor, sessiz sakin duruyor; saçını yıkarken bazen nefes alırken hırıltılar çıkarıyor sadece. Bu göz yakmayan şampuanlar ne iyiymiş, sabunmuş acıtırmış yok öyle birşey. Şimdilik mevsim kış, Elif Betül de küçük olduğu için suda fazla kalamıyor, ama yazın su kuşu olacağını zannediyorum.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Elbiselerim nerdeee?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Bebek kıyafetlerini giydirip çıkarmak gerçekten zahmetli bir iş. Kendi açımdan değil de o minicik vücuda minicik kıyafetleri giydirirken incitme korkusu zahmetli. Bizim ufaklık giyinip soyunmayı çok seviyor ama, kendini kasarak veya ağlayarak işimi zorlaştırmıyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7QtzsZ4zI/AAAAAAAAABE/Yxh9BQ-b0cM/s1600-h/elbisekeyf.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5039194518463308594" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7QtzsZ4zI/AAAAAAAAABE/Yxh9BQ-b0cM/s400/elbisekeyf.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Canımızın sıkıldığı bir gün elbise denemeleri yaparken...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Keyif aldığı bacak bacak üstüne atışından belli değil mi:)&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-1168967670035900026?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/1168967670035900026'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/1168967670035900026'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/03/gzlemler-28-ubat-2007-0007.html' title='Gozlemler... 28 Şubat 2007e Ait...'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7PejsZ4uI/AAAAAAAAAAc/NUGVRkpFjWI/s72-c/g%C3%BCl%C3%BCc%C3%BCkK%C3%BC%C3%A7%C3%BCk.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-128847236558208322</id><published>2007-04-03T23:47:00.000+03:00</published><updated>2008-12-12T03:36:09.160+02:00</updated><title type='text'>Desenler ve İnsanlar</title><content type='html'>Kızım artık 3 ayını doldurmaya yaklaştı. 3 haftadır Konyadayız. Burada da kızımla ilgili pek çok gelişme farkediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların en önemli iki tanesi ise desenlere olan ilgisi ve insanlara olan ilgisi. Öncelikle desenlere olan ilgisinden bahsetmek istiyorum. Daha önceden kendi evimizde kanepe üzerindeki simli çizgileri çok dikkatli incelediğini farketmiştim. Ama burada üzerinde desen olan pek çok şey var: kanepeler, halılar, duvar yastıkları, minderler. Bizim evimiz buraya göre daha sade kalıyor. Burada bütün bu bahsettiğim eşyaların desenlerini o kadar dikkatle inceliyor ki şaşırıp kalıyoruz. Desenlere olan ilgisini ilk zamanlar sadece dikkatle bakarak belli ediyordu, sonraları kendini ilgilendiği desenlere doğru atmaya başladı, şimdilerde ise bu desenlere elini uzatıyor ama henüz tutmayı bilemiyor sadece hafifçe dokunuyor.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İşte bakmaktan hoşlandığı, incelediği desenlerden bazıları...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQMc86dUNI/AAAAAAAAABo/jg-PHaaYCH0/s1600-h/desen0.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5049674773716357330" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQMc86dUNI/AAAAAAAAABo/jg-PHaaYCH0/s400/desen0.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Desenleri dikkatle incelerken...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQMdM6dUOI/AAAAAAAAABw/CxkRYhIr_jU/s1600-h/desen1.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5049674778011324642" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQMdM6dUOI/AAAAAAAAABw/CxkRYhIr_jU/s400/desen1.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Perdedeki desenler ve sevdiği mor çiçekler&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQMdM6dUPI/AAAAAAAAAB4/4XZj1px-gU8/s1600-h/desen2.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5049674778011324658" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQMdM6dUPI/AAAAAAAAAB4/4XZj1px-gU8/s400/desen2.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Buradaki kanepenin deseni&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQMdc6dUQI/AAAAAAAAACA/ODvG49u28r4/s1600-h/desen3.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5049674782306291970" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQMdc6dUQI/AAAAAAAAACA/ODvG49u28r4/s400/desen3.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Minder ve duvar yastıklarının deseni, kırmızı favorisi...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQMds6dURI/AAAAAAAAACI/WdVl-g6M3AU/s1600-h/desen4.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5049674786601259282" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQMds6dURI/AAAAAAAAACI/WdVl-g6M3AU/s400/desen4.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu da bir diğer duvar yastığı deseni.&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi evimizde kızım en çok beni ve akşamları babasını görüyordu. Burada ise teyzeler, dayı, anneanne, dede derken pekçok kişi ile muhatap. Artık yanında birilerinin olmasını istediğini daha çok belli ediyor. Mesela insanların kapıdan giriş çıkışlarını takip ediyor. Birilerinin konuşmasını istiyorsa onların yüzüne bakıyor, etrafında insanları arıyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-128847236558208322?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/128847236558208322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/128847236558208322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/04/elif-desenler-ve-insanlar.html' title='Desenler ve İnsanlar'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RhQMc86dUNI/AAAAAAAAABo/jg-PHaaYCH0/s72-c/desen0.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-5534997166718598873</id><published>2007-03-21T16:42:00.000+02:00</published><updated>2007-04-03T23:23:54.867+03:00</updated><title type='text'>Elif Betül'ün Şarkıları ve Ninnileri</title><content type='html'>Elif Betül'ün doğması ile birlikte çocuk şarkıları ve ninnilere geri döndük...&lt;br /&gt;Şimdiye kadar hatırlayıp da söylediğimiz şarkılar ve ninnilerden bir kısmı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavşanım tavşanım tiki tiki tavşanım&lt;br /&gt;Tavşanımın pabuçları eskimiş püskümüş tavşanım ağlar&lt;br /&gt;Tavşan bana baksana tiki tiki yapsana&lt;br /&gt;Bak tilki geliyor çabucak kaçsana&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu söylerken biraz da mimik katarsanız yüzünüze pek hoşuna gidiyor, hatta en sevdiği şarkı bu diyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mini mini bir kuş donmuştu&lt;br /&gt;Pencereme konmuştu&lt;br /&gt;Aldım onu içeriye&lt;br /&gt;Cikcik cikcik ötsün diye&lt;br /&gt;Pırpır ederken canlandı&lt;br /&gt;Ellerim bak boş kaldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şarkıyı söylerken el hareketleri hoşuna gidiyor, vücut dilini anlamaya başlayacak sanırım:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minik kurbağa minik kurbağa&lt;br /&gt;Kuyruğun nerede&lt;br /&gt;Kuyruğum yok kuyruğum yok&lt;br /&gt;Yüzerim derede&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gene aynı şekilde bu şarkıya eşlik eden hareketler hoşuna gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir aslan miyaw dedi&lt;br /&gt;Minik fare kükredi&lt;br /&gt;Fareden korktu kedi&lt;br /&gt;Kedi pırr uçuverdi&lt;br /&gt;Yalan mı tuhaf mı&lt;br /&gt;Yoksa inanmadın mı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şarkıyı söylerken duyduğu miyavlama kükreme seslerine gülümseyerek cevap veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali babanın bir çiftliği var&lt;br /&gt;Çiftliğinde kuzuları var&lt;br /&gt;Me me diye bağırır&lt;br /&gt;Çiftliğinde Ali babanın&lt;br /&gt;Ali babanın bir çiftliği var&lt;br /&gt;Çiftliğinde köpekleri var&lt;br /&gt;Hav hav diyebağırır&lt;br /&gt;Çiftliğinde Ali babanın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok sevdiği bir diğer şarkı da bu. Bunu seslerini taklit edebildiğimiz bütün hayvanlar ile söylüyoruz ve hayvanların seslerinin taklidi çok hoşuna gidiyor, en çok sevdikleri ise buraya yazdığımız kuzu ve köpeklerin taklit sesleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fışfış kayıkçı&lt;br /&gt;Kayıkçının küreği&lt;br /&gt;Hop hop eder yüreği&lt;br /&gt;Akşama fincan böreği&lt;br /&gt;Sabaha da bayram çöreği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen kendi kendine oynarken veya bizimle oynaşırken farketmeden çok yoruluyor. Sonrasında uyumak istediğinde biraz stresli oluyor ve ağlıyor Elif Betül. Onun yorgunluktan kaynaklanan gerginliğini atmasında ninni dinlemesi iyi geliyor ve onu en çabuk sakinleştiren ninnilerden birisi de bu. Tabii annesinin güzel(!) sesine de katlanması gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyusun da büyüsün ninni&lt;br /&gt;Tıpış tıpış yürüsün ninni&lt;br /&gt;Eeee eee eeee eeee..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok klasik bir ninni olmasına rağmen gene de dinlemekten çok hoşlanıyor Elif Betül.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dandini dandini dastana&lt;br /&gt;Danalar girmiş bostana&lt;br /&gt;Kov bostancı danayı&lt;br /&gt;Yemesin lahanayı&lt;br /&gt;Eeee eee eeee eee..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da gene en çok bilinen ninnilerden ve Elif'in de dinleyip sakinleştiği ve dinlerken uyuduğu ninnilerden..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-5534997166718598873?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/5534997166718598873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/5534997166718598873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/03/elif-betln-arklar-ve-ninnileri.html' title='Elif Betül&apos;ün Şarkıları ve Ninnileri'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-7856656169410283999</id><published>2007-03-20T22:09:00.000+02:00</published><updated>2008-12-12T03:36:09.749+02:00</updated><title type='text'>Konya'dan Selam İle..</title><content type='html'>Bugün kızımla Konya'daki 10. günümüz...&lt;br /&gt;11 Mart Pazar sabahı yapılan bir uçak yolculuğu ile erkenden Konya'da idik. Her ne kadar babamızdan ayrılıyor olmamız üzüntü verse de buradaki insanları sevindirecek olmanın heyecanı ile yolda idik. Elif Betül'ün uçak yolculuğunu nasıl karşılayacağını merak ediyordum doğrusu. Sabah uykusunu tam almadan uyanmak zorunda kalmasından olsa gerek havaalanında uykuluydu, uçağa bindikten sonra da derin bir uykuya daldı. Kalkış, uçuş ve iniş sırasında da hiç gözlerini açmadı. Uyumayı çok sevdiği anne kucağında keyfi yerindeydi sanırım. Kendisini ilk defa gören dede ve dayısının karşılaması ile şen şakrak bir eve gidiş yaşadık. Gerçi Elif Betül arabada da hep uyudu ama:). Sonrasında etrafında ona gülücükler atan sevgi gösteren pek çok insanı görmeye alıştı.&lt;br /&gt;Bu 10 gün içerisinde pek çok şeye alıştı aslında. Sürekli bir kalabalığın onunla ilgilenmesine, insanların onunla konuşmasına, yalnız kalmamaya, etrafında ilgi çekecek birşeyler olmasına, kucağa(!), sobaya... İstanbul'a döndüğümüzde en çok kalabalıktan tekrar yalnızlığa dönmemiz onu zorlayacak galiba.&lt;br /&gt;Burada kızımda farkettiğim gelişmeler ise şöyle.. Bir kere çevreye ilgisi oldukça arttı. Odalar arasında gezdiğinde her köşesini baştan sona inceliyor. Perdeler, kanepeler, halılar, duvardaki saat, takvim, kitaplık, kitaplıktaki kitaplar, soba, çiçekler, televizyon, bilgisayar. Hepsi oldukça ilgisini çekiyor ve sadece bunlarla ilgilenerek zaman geçirebiliyor. Ayrıca çıkardığı sesler çoğaldı, oldukça yüksek tonlarda ses çıkarabiliyor (bağırabiliyor, çığlık atabiliyor). Beni tanıyor:). Hatta bence babasını da tanıyor çünkü görüntülü konuşma yaptığımızda dikkatle bakıyor. Yanında insan bulunması hoşuna gidiyor, insanları takip edebiliyor. Yanına gelenlerin kapıdan girip çıktığını farketti, yalnızken zaman zaman kapıyı gözlüyor. Sesleri takip edebiliyor. Altını açtıktan sonra bezini bağlatmamak için diretiyor, hareketleriyle engel olmaya çalışıyor. Uykuya dalacakken elimi tutarak uyumak hoşuna gidiyor. Ellerini henüz çok iyi kullanamasa da yavaş yavaş birşeyleri kavrayabiliyor. Ve hâlâ kanepelerle ve halı üzerindeki şekillerle konuşabiliyor. Üzerinde desen olan herşeyi incelemeyi çok seviyor, bakalım bu ileride ilgi duyduğu şeylere bir ipucu olacak mı? Ah tabi bir de eve düşen güneş ışığında oynaşmaktan hoşlanması var:).&lt;br /&gt;İşte böyle. Bu 10 gün de bile daha pekçoğunu hatırlamadığım bir sürü gelişme var. Allah'ın lütfu olsa gerek bu güzellikler. Baharın geldiği bu güzel günlerde açan en güzel çiçeğimiz oldu Elif Betül.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RgBJVBsqn4I/AAAAAAAAABM/9GskOkT65C4/s1600-h/imthepooh.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5044112208236814210" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RgBJVBsqn4I/AAAAAAAAABM/9GskOkT65C4/s400/imthepooh.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İşte keyifli olduğu zamanlardan biri...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RgBPVhsqn5I/AAAAAAAAABU/6hZAnjaV3Kg/s1600-h/uyurken.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5044118813896515474" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RgBPVhsqn5I/AAAAAAAAABU/6hZAnjaV3Kg/s400/uyurken.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Huzur içinde uyurken... Allah bahtını açık etsin, &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;iki cihanda huzur ve sevinç nasip etsin yavrucum...&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RgBPVhsqn6I/AAAAAAAAABc/R-2O42hSA2A/s1600-h/bircapongordumsanki.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5044118813896515490" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RgBPVhsqn6I/AAAAAAAAABc/R-2O42hSA2A/s400/bircapongordumsanki.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kırmızı kuşak kareteci minik beyaz kuş:)&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-7856656169410283999?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/7856656169410283999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/7856656169410283999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/03/konyadan-selam-ile.html' title='Konya&apos;dan Selam İle..'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/RgBJVBsqn4I/AAAAAAAAABM/9GskOkT65C4/s72-c/imthepooh.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-4857489909195127576</id><published>2007-03-07T15:52:00.000+02:00</published><updated>2008-12-12T03:36:10.317+02:00</updated><title type='text'>Hangisi Daha Capon? :-)</title><content type='html'>Babası kızımızın gözlerinin çekik olmasını Orta Asya'daki atalarımıza benzesin diye ister dururdu. Allah gönlüne göre verdi ve az da olsa çekik gözleri olan bir kızımız oldu. Şimdi siz karar verin bakalım Galatasaraylı Inamoto mu daha Japon bizim kızımız Galatasaraylı Elif Betül mü? [&lt;em&gt;nasıl da baskı kuruyoruz Galatasaraylı olacak diye değil mi? Eeee anne de baba da Galatasaraylı, başka alternatifi yok gibi ;-)&lt;/em&gt;]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7HtDsZ4sI/AAAAAAAAAAM/5gUvjbqf9-E/s1600-h/inamoto.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5039184609973756610" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7HtDsZ4sI/AAAAAAAAAAM/5gUvjbqf9-E/s400/inamoto.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;GS'li Inamoto (şimdilik)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7HtDsZ4tI/AAAAAAAAAAU/oSHX5WUBRaI/s1600-h/japonElif.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5039184609973756626" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7HtDsZ4tI/AAAAAAAAAAU/oSHX5WUBRaI/s400/japonElif.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;GS'li Elif Betül (o da şimdilik:))&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-4857489909195127576?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/4857489909195127576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/4857489909195127576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/03/hangisi-daha-capon.html' title='Hangisi Daha Capon? :-)'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_BDe5XpHUPm0/Re7HtDsZ4sI/AAAAAAAAAAM/5gUvjbqf9-E/s72-c/inamoto.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-3001670758510940037</id><published>2007-03-01T11:08:00.000+02:00</published><updated>2007-04-03T23:40:29.412+03:00</updated><title type='text'>Kızıma...</title><content type='html'>Canım kızım. Şu anda kucağımda huzurla uyuyorsun. Seni bize lütfettiği için Allah'a ne kadar şükretsek az. Bazen bir gülüşün dünyalara bedelken bazense dudağını büzmen, dudağının titremesi insanı çaresiz bırakabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle güzel öyle masum öyle safsın ki... Rabbim tarafından bir melek kadar tertemiz gönderildiğin aşikar. Tepkilerin samimi, mimiklerin sahici, hiçbir artniyet yok hayatında. Birşeye seviniyorsan sevincin o kadar yürekten ki gözlerinin içi gülüyor o zamanlarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerin.. Kara kızım gözlerine bakmaya doyulmuyor, büyük adam gibi bakıyorsun, Allah'ın Rabliğine şahit olurken öğrendiklerini gördüklerini, Bezm-i Elest'ten bildiklerini bir çocuk masumiyetinin arkasına saklamış aynı şahitliğin bilincini bizim gözlerimizde arıyorsun sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana baktıkça seni emanet edene layık olacak şekilde yetiştirebilmeyi diliyorum herşeyin Malikinden. Canım kızım derken, sahiplenirken seni O'nun emaneti olarak sahiplenmeyi unutmamayı diliyorum. Kokunu içime çekerken Cennet'ten bir esintinin kokusunu alıyor olmayı diliyorum. Ve senin kalbini, o tertemiz safların en safı kalbini kirletmemeyi, en güzel şeyleri yerleştirebilmeyi nasip etmesini diliyorum Rabbimden. Allah (c.c.) denince Peygamber (s.a.v.) denince yüreciğinin titremesini nasip etmesini diliyorum herşeyin en iyisini verenden. Ve şimdi seni 2 saat koklamayınca özlerken ebedî hayatta bizlere Cennet'inde buluşmamızı nasip etmesini diliyorum Rahman-ı Rahim olan Rabbimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah hayırlı evlat nasip etsin diyenlere Allah razı olacağı kul nasip etsin diye eşlik ediyorum ki O'nun razı olduğu bizleri zaten razı edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senin için daha çok söz taşar yüreğimden kara kızım. Ama şimdilik hoşgeldin anneciğim Dünyaya... Bahtın açık, ömrün nur, kalbin pür nur olsun kızım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-3001670758510940037?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/3001670758510940037'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/3001670758510940037'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/03/kzma.html' title='Kızıma...'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-4642647320614462302</id><published>2007-02-28T15:34:00.000+02:00</published><updated>2007-04-03T23:45:56.183+03:00</updated><title type='text'>Hergün Yeni Birşeyler - 28 Şubat 2007</title><content type='html'>Elif Betül ile ilgili yenilikler o kadar çok ki bazen sadece farkedip geçiyoruz bazen de bir yerlere not düşüyoruz. Bugünden kızımla ilgili aklımda kalanlar..&lt;br /&gt;Zaman zaman ani seslerden korksa da bugün en korkulusunu yaşadı kızım. Mutfakta tepsinin tezgaha vurması ile çıkan haşin ses ve kucağımdaki yarı uykulu Elif Betül. Bu korku karşısında şimdiye kadar hiç ağlamadığı kadar şiddetli ağladı, neyse ki sakinleştirebildim. Sakinleştirdikten sonra farkettim ki artık kızım ağladığında gözleri yaşarıyor, şimdiye kadar ağladığını sadece sesinden farkedebilirdiniz ama şimdi gözlerine bakınca hafif bir sulanma ve kızarıklık görülüyor.&lt;br /&gt;Bir de şu anda kızımın vücudunda elinde yüzünde hiç ben yok. Ben nedense benler doğuştan gelir gibi düşünürdüm. Acaba cidden doğuştan geliyor mu, yoksa sonradan mı oluşacak? Bakalım bekleyip göreceğiz.&lt;br /&gt;Birbiri ile ilişkisi var mıdır bilmem ama benim hamilelikteki gece uyku düzenim sanki kızımıza geçmiş gibi. İşten gelip yemek hazırlama yeme olaylarını bitirdikten sonra genelde 20-22 saatleri arası uyur sonra gece 1'e 2'ye kadar otururdum ben. Şimdi de çoğu zaman kızımızı gece 2'ye kadar uyutamıyoruz. Gündüz ya da akşam 8, 9'a kadar mışıl mışıl uyuyan çocuk gece birden enerji doluveriyor:), ha gündüz uyuyor ondan derseniz gündüz uyumadığı zamanlarda da aynı. Şimdilik gece kuşu yani anlayacağınız...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-4642647320614462302?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/4642647320614462302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/4642647320614462302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/03/hergn-yeni-bireyler-28-ubat-2007.html' title='Hergün Yeni Birşeyler - 28 Şubat 2007'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-117276876597696428</id><published>2007-02-27T18:33:00.000+02:00</published><updated>2007-04-03T23:41:43.345+03:00</updated><title type='text'>Bismillah - 27 Şubat 2007</title><content type='html'>Bezm-i Elest'te Allah'ın Rabbimiz olduğuna şahit olan ruhlardan bir tanesi.. Allahuâlem bu ruh bize şirin bir bebek vücudunda emanet edilecekmiş, lûtfedilecekmiş. Bu bebeğin adı Elif Betül, anne karnından dünyaya 5 Ocak 2007'de teşrif etti. O zamandan bu zamana o bize biz ona alışmaya çalıştık. Hep aklımda olan blog hadisesi biraz benim Elif Betül'e alışmam, biraz da onunla vakit geçirmenin tatlı keyfi derken gecikti. Ama bugün kucağımda uyurken attığı o güzel kahkahadan sonra ben bu anları unutmak istemiyorum ve ileride kızımın da öğrenmesini istiyorum dedim ve başladım yazmaya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Elif Betül'ün hastane fotoğraflarından birkaç tanesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/1600/948869/hastanede-1.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/1600/104858/hastanede-1.jpg"&gt;&lt;img style="CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/400/531609/hastanede-1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İlk saatleri sımsıkı kapalı gözleri ile...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/1600/948869/hastanede-1.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/1600/252209/hastanede-2.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/1600/214059/hastanede-3.jpg"&gt;&lt;img style="CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/400/279178/hastanede-3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Pembe kurdelası ile...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/1600/477735/hastanede-2.jpg"&gt;&lt;img style="CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/400/778994/hastanede-2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İlk gecesinde çamaşırları değiştirilirken...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/1600/979946/hastanede-4.jpg"&gt;&lt;img style="CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/400/516028/hastanede-4.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Artık 2 günlük... Kocaman olmuş bile:)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/1600/895559/hastanede-4.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/1600/971732/hastanede-3.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-117276876597696428?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/117276876597696428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/117276876597696428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/03/bismillah-28-ubat-2007.html' title='Bismillah - 27 Şubat 2007'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-38890688.post-117276636534638174</id><published>2007-02-27T17:31:00.000+02:00</published><updated>2007-04-03T23:41:04.904+03:00</updated><title type='text'>Künye</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/1600/681232/kunye.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/x/blogger/3038/2886/320/217447/kunye.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Adı:&lt;/strong&gt; Elif Betül &lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Soyadı:&lt;/strong&gt; Altaş&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;strong&gt;Anne Adı:&lt;/strong&gt; Zeynep&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Baba Adı:&lt;/strong&gt; Yaşar&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Doğum Tarihi:&lt;/strong&gt; 05.01.07&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Doğum Saati:&lt;/strong&gt; 15.15 &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/38890688-117276636534638174?l=elifbetulaltas.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/117276636534638174'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/38890688/posts/default/117276636534638174'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://elifbetulaltas.blogspot.com/2007/03/knye.html' title='Künye'/><author><name>Bebekin Annesi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/12723195328487450590</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry></feed>
